|
altArşiv, ay içinde çeşitli zamanlarda güncellenir. 1998-2007 yılları arasında altZine'de yayımlanan işlerden bazıları bu bölümde yer alır.
|
Şeref duydum, sayın Narenciye Çiçeği.
Sizinle tanışmış olmaktan dolayı gurur duydum.
Şanınızı 2000 sene önceden haber almıştım
Sayın Narenciye Çiçeği.
Hikayeleriniz kulağımda hala çınlar.
Hele bir...
|
uykunun mancınığıyla fırlatıldığım ve sonra uykunun sığınağına akıtıldığım bir evle aynı evde yaşamak. bir evle beraber durmak. bir evin günü anlatışını, biraz saklayışını, azıcık gösterişini, saatleri...
Daha ilk basamakta başlamıştı isteksizliği, tutukluğu. Önünde uzanan yedi basamağa baktı. Basamakların sonundaki kapıya. Kapının ardındakilere baktı. Elini saçlarına götürdü, sanki orada bir şey arıyormuş gibi. Bakışları...
Bir tür seri cinayet kurbanıyım. Ne yazık ki hikâyem öyle çok esrarengiz ya da heyecanlı değil. Elimde ahize, ayakta ya da duruma göre bazen de otururken, katlediliyorum: Ben buna Telefon Cinayetleri diyorum.
Cesedim biri beni buluncaya...
|
Geceleri hiç uyuyamıyormuş, bana öyle söyledi. Ağır bir kâbusa dönüşüyormuş uyku saatleri. En başında, “düşünme ve hayal kurma” saatleri olarak kullanmayı denemiş yatakta uykusuz geçen vakti. Saatlerce, tek başına, nefes...
Yanı başımda beyaz bir zarf duruyordu. Başımda derken, yanı: ayaklarımın dibinde desem, şimdi kafanıza tohumlarını salmış olan sahneyi daha sarih canlandırabilirim. Henüz önüme bakamıyordum. Önümde olup biteni görebilecek...
Güldürürken düşündüren diye bir laf vardı eskiden. Her şeyin dolu dolu anlamı olması gerektiğine, komikliğin bile insanlığa mesaj vermesine inanılırdı o zamanlar. Şiirler, şarkılar, filmler, romanlar, karikatürler her...
|
|
|
|
|
|
|
1 / 5 |