anasayfa altArşiv Uykusuzluğun İnce Yansımaları: Deniz Karcı

Uykusuzluğun İnce Yansımaları: Deniz Karcı

e-Posta Yazdır PDF

Geceleri hiç uyuyamıyormuş, bana öyle söyledi. Ağır bir kâbusa dönüşüyormuş uyku saatleri. En başında, “düşünme ve hayal kurma” saatleri olarak kullanmayı denemiş yatakta uykusuz geçen vakti. Saatlerce, tek başına, nefes alıp verişini dinleyerek, perdesini açık bıraktığı pencereden dışarıya bakıp, yattığı yerden varsa parlak ayı, yoksa gelip geçen bulutları seyrediyormuş. Ancak bu uğursuz zaman diliminde düşündüğü ne varsa hepsinin takıntılı, mantıksız ve gün ışığına çıkarılamayacak kadar saçma olduğunu fark etmiş. Artık geceleri düşünmek istemediğini söylerken uyuyamama korkusunun şiddetinden zayıf omuzları sarsılıyordu. Zaten patlak olan gözlerini, rahatsız aklını yansıtacak ölçüde kocaman açmış, arada bir de sinirli sinirli kırpıştırmaya başlamıştı. Bana tedirginlik veriyordu, bu halinden hiç hoşlanmamıştım. 

Onu ilk gördüğümde, güneşi iç ısıtmayan bir sonbahar gününde sahil yolunda tek başına öylesine geziniyordu. Acımasızca güzeldi. Pırıltılı güneş ışığı, bal rengi uzun saçlarına tunç tonlarıyla okşarcasına dokunup kaçıyordu. Sonbahar rüzgârı, ürkeklikle saçlarına dalgalar ekliyor, ince hareketlerle o bal saçları yağmurda ıslanmış toprak rengi gözlerin önüne düşürüyordu. Yeşil denizköpükleri bu gözleri sadece kısacık bir süreliğine bile olsa üstlerine çekebilmek için dalgakırana daha hızlı vuruyorlardı. Ama o baksa bile görmezdi. O küçük küskün dudaklar, o kalkık şımarık burun; o hüzünlü ince yüz, çevresinde sonbaharın bizzat kendisi için yaptığı ayinden habersizdi. Gözlerimi onun susan güzel yüzünden alamıyordum. Öyle mutsuz, öyle yorgun gözüküyordu ki, o an baharı getirsem fark etmeyecekti. 

Mutsuzluğunun kaynağı hakkında tahminler yürütmeye başlamıştım elimde olmadan. Romantik, derin, çözümsüz bir sebep olacaktı elbette ki. Çözümsüz ve sonsuza dek sürecek olması can alıcı bir şarttı, çünkü o durgun yüze yüksek kahkahalar, sırıtmalar yakışmazdı ve o dudaklar gülümserse bile aynı anda gözler dolmalıydı. Mutluluk bayağıdır; o bu basit tuzağa düşemezdi. Hüznün nedeni için hayaller kurup durdum. Onu asla sevmeyen birini sevmiş ve kalbi onarılmayacak kadar kötü kırılmış olmalıydı. O değilse, dünyada en fazla sevdiği insan ölmüş olmalıydı; ya da ona olan aşkı. Bir ölümcül hastalığa tutulmuştu belki de, genelde güzel kral kızlarını günden güne solduran ve ülkenin bir becerisi olan tüm insanlarının hastayı neşelendirip hayata döndürebilmek için saraya çağırıldıklarından. 

Kurduklarım yıkıldı bir gün. Gözlerinin altındaki sıradan morluklar kendilerini belli edince, o gözler tikli insanlarınki gibi kırpıştırıldığında, o dudaklar sinir bozukluğuyla gerildiğinde, hayal kırıklıklarımın en dehşetlisini yaşadım. Korkunç gerçek, kadınlara yakışır türdendi. Artık nefret ettiğim hüzün kaynağını keşfettim. Bütün bir cuma gecesi, yatağının kenarındaki kitaplığın tepesinden kafasına ansiklopedi düşmesinden korkarak uyuyamamış. Ertesi gece, boğazı biraz kaşınınca bademcik ameliyatı için hastaneye kaldırılacağından korkarak sabahın altısına kadar sadece boğazını kontrol ederek yatakta dönüp durmuş. Başka bir gece de, küçükken misafirlikte götürüldüğü evin çocuk odasından fil şeklinde kırmızı bir silgi aldığını aniden hatırlayıvermiş. Saatler süren bir suçluluk hissiyle kıvranmış, niye bu kadar yıl sonra aklına beklenmedik bir anda bu silginin düştüğünü çözememiş. Karanlık olmasından şüphelendiği bilinçaltının gereğinden sık su yüzüne çıkacağından endişe duyuyordu. Buymuş bütün o güzel ve ince olduğunu sandığım mutsuzluğun sebebi; uyuyamıyormuş, o kadar.

 

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Kar". Kar temalı çalışmalarınızı 30 Ocak 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
fmag bilgi için tıklayın
Reklam