Askı

e-Posta Yazdır PDF

Podyuma çıktığınızda gözlerini dikip size yiyecek gibi bakan kalabalıktan hakikaten iş için gelmiş olan azınlığı çıkardığınızda geriye iki çeşit insan kalır. Sizin içine girip çıktığınız elbiselerle aynı sayıda olan, sizin içinize girip çıkmak derdindeki adamlar ve kendisini önce o podyumda, o elbisenin içinde, sizin kadar seksi sonra da o adamlardan en az birinin koynunda hayal eden kadınlar.

Biz modellere askı denmesinin bir elbiseyi taşımamızdan çok insanların bizi hayatlarında koyduklarıyla yerle ilgili olduğunu düşünüyorum.

Alışveriş sırasında elbisenin yanında verilen askının çeşidi, neden yapıldığı önemli değildir. Ne de olsa her askı birbirinin aynısıdır ve işlevi önemlidir; ister plastik ve metalden, ister etten kemikten yapılmış olsun. Biri elbisenin buruşmasını önleyip yüzünüzdeki kırışıklıkları daha asil gösterirken diğeri eşe dosta karşı erkekliğinizi, karizmanızı çizilmemiş, kırışıksız gösterir. Değerli elbiseleri nasıl askısına asmadan kaldıramazsanız dolaba, kıymetli egonuzu da bazı çevrelere kolunda bir askı olmadan gösteremezsiniz.

Benim o çevrelerde ilk görücüye çıkışım yardım defileleriyle oldu. O da böyle bir defilede âşık olmuştu ve hemen ertesi gün herkes duymalıydı bunu. Cemiyet yemeğinde eşlik etmeliydim ona. İkinci sayfa haberi olduğumuzda tatlı tatlı kızmıştı. Eski nişanlısı mı? Ayrılalı daha bir hafta olmuştu ama hayır, o ilk kez birine karşı böyle saf duygular besliyordu.

Tabii ki, hayatının kadını hem yatağında hem de sosyal yaşamında yanı başında olmalıydı. Artık işimi gücümü, para kazanmayı düşünmemeliydim. Mesleğimi bırakıp yalnız kendimle ilgilenmeli, güzel görünmeye odaklanmalıydım. O, iş gezisine çıkana kadar da öyle yaptım zaten. Önce telefonla ulaşılmaz oldu sonra da onun dönüşünü kendi evimde beklemem gerektiği konusunda nazikçe uyarıldım.

Üç hafta sonra bir bar çıkışı karşılaştığımızda arkasından koştum. Arabasının kapısını kapatmak için uzanırken göz göze geldik. Dudakları aralandı, gözleri kısıldı. Başını iki yana sallayıp çekti kapıyı. Hatırlayamadı, adımı unutmuştu bile…

Onu suçlayamadım, ortada bir suç varsa bile adlandıramadım. Nasıl olmamı istediyse seve seve olmuştum. Yalnız ellerim üşüyordu, ısıtacak birini aramalıydım belki, arayamadım.

Dedim ya, herhangi bir askısınızdır, adınızın önemi yoktur. Sizi de diğerlerinin yanına asar, dolabın kapağını kapatıp kolayca çıkarlar hayatınızdan. Sizi ne çeşit bir karanlıkta ve omzunuzda ne kadar ağır bir yükle bıraktıklarını bilmeden, çıkıp giderler…

 

Günnur Öztürk Çarşamba, 17 Şubat 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Bellek". Bellek temalı çalışmalarınızı 25 Eylül 2010 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz:altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262