30 derece

e-Posta Yazdır PDF

Toplumsal ve cinsiyet, dikenlerinden kendi kendilerini yalnızlaştıran iki türetilmiş sözcük. İnsan sosyal bir varlıktır. Fazla belli etmeden, aman fazla yüksek sesle olmasın, gülüyorum.

Maskülen kadının özgürlüğü neyin kısaltılmışı? Toplumsal hayatta hem kadın hem özgür olabilmek için maskülen olmak zorunda kalışın mı? Sınırlandırılmışlıktan kurtuluşun ve hissettiği gibi davranabilme seçiminin belki de.

Toplumsal cinsiyet rolleri hiyerarşiyi müjdeliyor birilerine. Beklenen tepki alındı ve bağırıyor karanlık elbiseleri içinde kadınlar. İkincil eşeysel karakterlerini göstermeden, ayrıntılara sahip olmayarak ve kolonileşmenin mutluluğu içinde bağırıyorlar. Kontrol edilmeyi biz!  İstiyoruz! ... ve aralarında konuşuyorlar homurdanmalara dönüşen sesleriyle, insan sosyal bir varlıktır, aile olmak böyle bir şey, neden çaba sarf edeyim ki, evin geçimini sağlayan… Duyabildiklerim bunlardan ibaret. Sınıflandırılmışlıkları içinde isyansız, potansiyele sahip ama boyun eğen, güç gösterisinde bulunabilmek için gücünü yetirebileceği topraklarda egemen olmayı bekleyen kadınlar görüyorum. Kadınlıklarından mütemadiyen utandırılmış ve kırgın. Çoğu, gece yatmadan önce içlerindeki, sesi çok da yabancı gelmeyen bir kadından şunları duyduğunu ifade ediyor “dışarılarda bir yerlerde özgürlük var.” Benzer cümleler kuruyorlar ortak anılarına dair, kısık ve naif sesleriyle “var mı” soru vurgusunu vermekten çok uzak. Ne mi düşünüyorum? Bir yerlerde tek tipleştirme ve koşullandırmanın kadınlar üzerinde kullanım alanlarını anlatan bir manifestoları olduğunu.

Erkek kontrolü altında feminenin yitimi ve desteklenen diz altı etekli mürebbiye kadının otoritesi sürüyor sınıflarda. Feride ismi kadının. Dışarıda etek boyundan hazzetmediği bir öğrenci görürse, notlarını düşük veriyor. Aslında talebelerin bir şey talep ettikleri de yok gölgesinde dizilirken Feride’nin. İçlerinde orada olmak istemeyen kaçmak isteyenler de var ama asılı iradeleri oldukları yerden uzaklaşamıyor, yere düşüp kırılmak pahasına bile kurtulamıyor iradeleri. Çünkü yer değil kütledir çeken ve iradeleri kütlesiz.

Bastırılmışlıklara şükürler olsun diyor müjdelenenler şükürler olsun her şey stabil.

Aydınlanma veya içinden sızmaları gereken duvar çatlağı fazla yüksekte değil ama kendi devinimini oluşturma davranışı gözlemlenemiyor. Mutsuzlar, sadece birbirlerine söyleyebildikleri yalanları var. “Bir ayçiçeği gibi güneşin geldiği tarafa yöneliyorum”, “kıyafetim, içimdeyim ve mutluyum!” Güneşin kendilerine gelmesini ve gitmesini her gün bekliyorlar. Hissetmeden hissedilmek yüklemsiz özne olmak, itaat, öğrenilmiş ve ödüllendirilmiş. Zıplayan, koşan, kendini gösteren, var olan kadının; eylemi, yası, isyanı, hayattan keyif alışı olabilmek diğer birçok his gibi asılı, duruyor yerinde. Sürüp giden bekleyişi destekleyen gelir dağılımı adaletsizliği, gerekli kas gücü, silahlar, yasalar, kitaplar, anneler var. Kısıtlar tastamam.

İsmi birilerinin oluşturduğu renk katalogunda bulunabilecek açık kırmızı acı. Temiz kan olamayış ve kirli kana duyulan nefret ve altında yatan gıptanın sözcüsü zemin. Bekleyiş kırmızısı zümrede sıcaklık bile mekanik ve sıralı.

Koma sıcaklığında kadınlar da var burada. Ölüme gidiyorlar ama ölmüyorlar. Sıcaklıkları  hissedilebileceklerinin biraz altında, 30 derecede tutuluyor ki sömürülebilsinler. Koma yatağında tellerle, kablolarla, borularla ve daha birçok şeyle bağlı, bağımlılar mekanizmaya. Bilincini bile isteye kaybedişin ironisini mucizevî bulup tapıyor birileri. Ve gölgenin hizmet eden dişiliği kutsuyor hepsini.

 

 

Semiha Betül Alperen Çarşamba, 16 Haziran 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Kar". Kar temalı çalışmalarınızı 30 Ocak 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
fmag bilgi için tıklayın
Reklam