Yeni taşındığı evinde ilk sabah. Perdesizlik onu her zamankinden erken uyandırıyor. Tümüyle yerleşmediği için güne rahatsız bir başlangıç. Terlikleri yankılanıyor evde. Gece bulup karıştırdığı kitaptaki cümle takılı kalmış: “Rastlantılar yok edilebilir mi?” Günün en rastlantısız zamanı sabah olmalı diye geçiriyor aklından. Ya da ev en rastlantısız mekân... Camdan dışarı bakıyor bir süre. Karşı binada cam silen kadını izliyor. Tek tek sayıyor katları. Dördüncü kat. Şimdi düşse diyor. Şimdi düşüverse. Temizlik kadınlar için bu kadar hayati önem taşıyor demek ki. Bir tek çocukları ve de pencerelerin temizliği için hayatlarını kolayca tehlikeye atıyor kadınlar, diye düşünüyor. Zil sesi ile ayrılıyor pencereden. Annesi gelmiş olmalı yardıma. Apartman kapısını açan kırmızı düğmeye basıyor. Gelenin henüz daireye çıkmasını beklemeden evin dış kapısını açıyor. Soğuk hava giriyor terliklerinden içeri, ayakları üşüyor. Garip bir ses nedeniyle başını paspasa doğru eğiyor. Kedi yavrusu ile göz göze geliyor. Asansör kapısı açılana dek gözlerini iki parlak noktadan alamıyor.



