anasayfa altAtölye Şiir Seninleyken Aslında

Seninleyken Aslında

e-Posta Yazdır PDF

Afyon Garındaki

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı'dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sutyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sutyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya

SENİNLEYKEN  ASLINDA

Seninleyken aslında hayatımda hiç olmayan şeylere yer açtım ben. Sana söylemedim. Sevmesem de sen seviyorsun diye ben de sevdim, ya da sevmeye çalıştım, katlandım.

Misal, ben trenleri hiç sevmedim. Yemek vagonuna bitişik olan vagondan gelen, envai çeşit ve her seferinde belki de farklı yemeklerin  kokusunun karışmasıyla oluşan ama yine her seferinde nasıl oluyorsa hep aynı çıkan o kokuyu hiç sevmedim. Yerli yersiz açılan vagon kapısını, o kapıdan enseme esen rüzgarı, karşı koltuğuma oturan insanların suratıma bakmasını, çantasını almak için yukarı uzanan insanların koltuk altlarından yayılan ter kokusunu... Hiç birini sevmedim. Ama sen trenleri seviyordun ve senin sevdiğin şeyleri sevmek benim boynumun borcuydu.

Nasıl trenleri sevmiyorsam küçük çocukları da sevmiyordum ben. Hele küçük kızları. Normalde de onlara maskaralıklar yapmaya çalışarak sevimli görünmeyi denemiştim inan. Lakin istisnasız her velet sanki bende sıraca varmış gibi kaçtıkça iyice soğudum bu küçük mahluklardan. O nedenle Afyon Garı'ndaki o küçük kız ve pabuçlarını çıkarıp içeri girerken vagona yayılan pis ayak kokusu silinmeyecek şekilde yerleşti zihnime, burnumun direğine. Sen elbette hoş bir anı olarak hatırlıyorsundur.

Varto depremini hatırladığımı da söylemiştim sana o gün. Unutamadığımı. Üzüldüğümü. İçimin ezildiğini. Yalan. Vallahi hepsi yalandı. Sadece yabancı bir insanın ölümüne ne kadar üzülünürse o kadar üzülmüştüm. O kadar. Belki iki saniye. Bir “Vah!” deme süresi kadar belki. O nedenle yardım olarak gelen süttozu ve sütyen absürd bir hikaye olarak kalmış sadece aklımda. Süttozuyla badana edilen duvarlar ve kulaklık olması düşünülen sütyen, cemiyet ortamında anlatılacak cahillik hikayelerinden biri olabilirdi bana ancak. Halbuki senin yanında acı acı gülmüştüm değil mi?

Çamurlu ayakkabılarıyla ilk defa geldikleri istasyonun  döşemelerini ve tahta sıralarını kirletmemek için gara girmeyip eşikte oturan  tarım işçilerini içeri girmeleri için nasıl da ikna etmeye çalışmıştık. Nasıl da çırpınmıştık içeriyi kirlettiler diye kimsenin onları karakola götürmeyeceğini anlatmak için. Artık anlamış olacağın gibi o insanların ne yaptığı da umrumda değildi. Hatta dışarda kalmaları daha iyiydi benim için.

Daha bir sürü şey...

Sonra o gün seni duydum. Arkadaşına benim ne kadar katlanılmaz olduğumu söylüyordun. Seni dinlediğimi fark etmemiştin. O kadar uyumsuz ve lanet biriydim ki... Sonra arkadaşın sordu:  “Peki neden bırakmıyorsun?” Çünkü seviyorum, dedin. O ana kadar bu aşkta sanki sadece ben katlanıyormuşum gibi gelmişti bana. Ben zaten mükemmel insandım ve elbetteki katlanılmayacak şeyler yapıyor olamazdım. Tam da benim gibi bir bencilin düşünce tarzı değil mi? Evet. Ama çok da bencil değildim inan ki.

Çünkü hemen o an bıraktım seni. Tam Yeşilçam filmlerine yaraşır melodramvari bir kararla hemen o an bıraktım seni. Bu mektubu okuyacağın an da dâhil olmak üzere hayatının hiçbir anına girmemeye karar verdim. Seni sevdiğim için, benim sevilmeyecek huylarımı sevme zorunluluğundan kurtarmak için terk ettim seni. En son katlandığım ve gurur duyduğum şey de bu oldu bu sevdada.

Mutlu muyum? Elbette değilim. Mutlu musun? Eskiden olsam elbette değilsin derdim ama şimdi bilemiyorum durumun nedir.

Diğer her şeyi bırak. Bana katlandığın için...

Ben de keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

Hekim Ali Babacan Çarşamba, 30 Haziran 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam