Maske

e-Posta Yazdır PDF

 

maske

 

Günler, haftalar, mevsimler boyu hızla akıp giderken hayat, kayıtsız, amaçsız solmuş gençliğim. Dik dursa da bedenim, çökmüş avurtlarım, çoktan yitirmiş pırıltılarını gözlerim. Bu kadar mı çabuk geçermiş zaman? Oysa uçarı gençliğim hemen yanı başımda, uzansam dokunabilirim sanki ona.

Özgür ve dağınıkken kim toplamış saçlarımı sımsıkı geriye?  Kuralları ben mi koymuşum, yoksa beni korumak adına demir bir zırh gibi üzerime mi giydirmişler birer birer? Her şeyi ölçülü, sınırları aşmadan tutsak yaşamışım. Adına sevgi denen zincirleri kırıp gitmek yerine, yitirmek korkusuyla elimdekileri, yitirmişim aslında kendimi. Koltuğun işlemeli ağaç oymalarına, her köşesine eski saltanatın tozlu kokusu sinmiş bu evin sessizliğinde kara, yıkıcı olan yalnızlıkla tükenmişim.

Aynaya her baktığımda altın yaldızlı boyası dökülmüş çerçevesinden başka bir şey göremiyorum. Bu kadar mı boşalmış içim? Ne kadar uğraşsam da bulamıyorum kendimi, bu evde yaşayanların siluetini. Kimileri kollarını açtılar dünyaya, kendi hayatlarını yaşamak için kayıtsızca gittiler, bir daha dönmediler. Kimileri acımasızca öldüler peş peşe. Sonsuza kadar var olacağını sanan, çevresindeki herkesi gölgesi haline getiren, zamana hükmeden annem bile yenik düştü ölüme. Terk edenler, ölenler yanlarında götürdüler tüm mutluluklarımı. Bu nedenle ben de eski püskü eşyalarla dolu çok odalı bu eve gömdüm kendimi.

Bir sen varsın şimdi elimde. Omuzlarımı saran kürk etoller ısıtmıyor hayatın usulca çekildiği yüreğimi. Var olma duygum hızla azalırken çaresiz, tutunuyorum sana. Beni terk etmenden, bir başıma bırakıp gitmenden korktuğum için herkesle, özellikle erkeklerle ilişkini kesiyorum. Boğucu, yapışkan duygularla seni saklıyorum kendime.

Bunu anneliğin kutsal görünümüyle sahte bir iyilikle yapıyorum. Aynaya baktığında sen bile fark etmeyesin kendini diye, eline maskeyi bir oyuncak gibi tutuşturuyorum. Yalanlarla örtüyorum gözlerini, gençliğinin en aykırı, en ele avuca sığmaz günlerinde. Gelenek, göreneklerle süslüyorum seni. Saf ve temiz en ufak bir şüphe duymadan kabul ediyorsun sana aktardığım her şeyi.

Karar verme cesaretini tamamıyla yok edene kadar, kendi kararlarını almana izin vermiyorum. Yavaş yavaş girişimde bulunmayı, denemeyi, başarmayı unutuyorsun. Özellikle zayıf, bana bağımlı bırakıyorum seni.

Minnet borcuyla güveniyorsun bana. Kaskatı bencilliğimi gizliyorum yumuşacık şefkat yumakları altına. Evcil hayvanlara yapılanlara benzer görünmez kafesler kuruyorum evin tüm odalarına, yalnızlaşmış sevgi ihtiyacımı giderme görevini yüklerken omuzlarına.

İçimdeki iyilik kırıntıları kıpırdıyor bazen, bakamıyorum güzel yüzüne. Bıraksam bir çiçek gibi kendi doğana uygun büyüsen, kontrolsüz, denetlenmeden yaşasan özgürce diyorum. Sonra uzun geceler boyu tırnaklarımla duvarlara yazdığım içimdeki karanlık, evin yüksek tavanlarında, bomboş odalarında çoğalan yalnızlığım esir alıyor beni, korkuyorum yine. Zamanın yırttığı duvarlar gibi paramparça, darmadağınık duygularım yama tutmuyor artık.

Deliliğin sınırına sürükleniyoruz. Karışıyor aklım. Gizleyen miyim, gizlenen miyim? Maske hangimizin yüzünde?

Küstah, zalim, acımasızca yaşamını çekip alırken senden sinsice, özgürleşmek için ölümün beklendiği bu evde. Maskeyi çıkarırsam yüzünden, karşılaşmaktan korkuyorum kendimle.

 

Yurdagül Şahin Perşembe, 31 Mart 2011 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam