anasayfa altAtölye Yasak Ne söylediysen uyguladım; marş!

Ne söylediysen uyguladım; marş!

e-Posta Yazdır PDF

Osman elleri havada yürümeye başladığında onu durdurmaya çalıştım. Silahım elimde ardından seğirttim. Mermiler başımızın üstünde uçuşsa da aldırış etmiyordum. Acemiliğim öyle miydi ama? Az bir seste bile nasıl da yavru ceylanlar gibi sıçrıyordum. O zamanlar bilinmeyen, görünmeyen mesafelerden gelen mermi seslerinde bile burnumun dibinden atılmışçasına yere yatıveren, mesanesi boşalıveren insanla, şimdi bu mermi yağmurunda şemsiyesiz ve umarsız dolaşan insanın aynı insan olduğuna inanasım gelmiyordu. Üç ayda, sadece üç ayda tamamen değişmiş, tanıyamadığım birine dönüşmüştüm.

Osman durdu. Silahını fırlattı. Dilimle damağım bir olmuştu. Zar zor onları birbirlerinden ayırdım ve seslendim:

“Osman! Geri dön!”

Osman geri değil, geriye döndü. Başını yavaşça bana doğru çevirdi. Elleri titriyordu. Onu hiç böyle görmemiştim. Oysa aramızda en dirayetli olan oydu. Hiçbir şeyden yılmazdı. En nefret ettiği şey bir taneydi: Yılanlar. Ama aslında bir tane daha vardı: Yılanlar. Hayvan olan yılanlar ve herhangi bir şeyden yılanlar. O nedenle Osman'ın böyle davranmasını bir türlü anlayamıyordum.

“Gayri dayanamıyorum. Yeter.”

Başını çevirdi yeniden ve yürümeye başladı. Son ana değin bir el bombasıyla aralarına dalacağını, son bir zayiat verdireceğini umdum. Ama olmadı. Besbelli Osman o denli yılmıştı bu işten. Gönül rahatlığıyla, son zamanlarda hiç elde edemediğimiz huzurla veda etmeyi istiyordu bu anlamsız işe. Bu huzurun rehavetiyle ya da öldürdüğü onca canın omuzlarında taşıdığı ağırlığıyla mı bilinmez daha gelen birinci mermide yere yığıldı Osman.

Düşman neferleri bu andan sonra adeta mermilerinin tamamını Osman'ın bedenine saydırdı. Adeta bu harbe duyulan nefretin ateşi, Osman'ın vücuduna gömülen her bir mermiyle biraz olsun soğudu.

Ardından bizim ateşimiz başladı. Mermi yağmuru, mermi sağanağına dönüştü.

Sonra...

Bir sürü can, bir sürü genç, bir sürü nefer, bir sürü umut, bir sürü beden; sadece bir sürü cesede dönüştü. Aynı tarafta değillerdi ama aynı şeye dönüştüler: Ceset.

O denli fazla ceset içinde benim ayrıcalığım elbette olamazdı. Ben de onların arasında bir yerdeydim işte.

Her yer ala boyanmış.

Boynumda bir zincir. Ucunda bir metal. Üstünde yazılar.

Adım: Ha an To aloğlu

Bazı harfler ala boyanmış.

 

Hekim Ali Babacan Çarşamba, 30 Haziran 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262