anasayfa altBuluşma Sessiz ve Sakin, Sanki Bir Sır Gibi Marillion Geçti İstanbul’dan

Sessiz ve Sakin, Sanki Bir Sır Gibi Marillion Geçti İstanbul’dan

e-Posta Yazdır PDF

Editörün notu: Tam 25 yıldır Marillion'u büyük bir hayranlıkla takip ediyorum. İstanbul konseri haberini aldığımda yılın en iyi haberi olduğunu düşünmüştüm. altZine için bir online röportaj talebimizi "neden İstanbul'da buluşmuyoruz!" diyerek yanıtlamışlardı. Konser gününe kadar her şey planlandığı gibi giderken, o gün röportaja yetişemeyeceğim ortaya çıktı. Neyse ki yardıma Fırat Yurday yetişti. Londra'dan İstanbul'a bu konser için gelen Fırat, altZine adına bu röportajı gerçekleştirdi. Bizim bildiğimiz kadarıyla ve gruptan aldığımız bilgiye göre az sonra okuyacağınız ropörtaj Marillion'un İstanbul'da yaptığı ilk ve tek ropörtajdır. Bu özel buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen Fırat'a altZine adına tekrar teşekkür ederiz.

Dim lights

Neşeli bir Marillion altBuluşma'sından kısa bir an

4 Mart 2010

Tur Menajeri Richard ile buluşmak üzere Marillion konserinin yapılacağı mekâna varıyorum. Elimi kolumu sallayarak üst kata çıkıyorum. Kimse durdurup ‘Birader nereye’ diye sormuyor. Heyecanım artıyor gitgide, hazırlıksızım diye tedirginlik dolu bir heyecan. Sonunda varıyorum üçüncü kata sahnenin bulunduğu bölüme. Arka taraftaki barda Mr H. (Steve Hogarth) gözüme ilişiyor, önünde bir alet kutusu canı sıkkın bir şekilde bir şeyler arıyor. Sahnede birkaç kişi aletleri kurmaya çalışıyor, birinin elinde çekiç yamulan davul parçasını düzeltmeye çalışıyor, bir sure sonra Mr H. bana doğru yaklaşıyor ‘Merhaba’ diyor sıkıntısı azalmış, Richard ile randevum olduğunu soyluyorum, eliyle Richard’ı gösteriyor sahnede çekiçli şahıs Richard’mış meğer. Ben de birazdan gelirim yanınıza röportaj için, diyerek ayrılıyor.

Birkaç dakika sonra Richard geliyor,’Merhaba Fırat ben Richard, ben herkesi toplayıp geleyim’ diyor, ben işlerinin yoğunluğunun farkındayım acelem olmadığını soyluyorum, gülerek uzaklaşıyor. O sırada Steve Rothery göbeğine dayadığı kamerası ile duvardaki kırmızı bir bayrağın resmini çekiyor.

Ardından beklemek için daha aydınlık olan arka barın oraya geçiyorum. İki masa 6 sandalye, yeğenimin kamerası ve ses cihazı olarak cep telefonumu masanın üzerine koyup sorulara son bir kez göz gezdiriyorum ki

Mark, Pete ve Ian geliyorlar masaya, ayağa kalkıp ellerini sıkıyorum ne de olsa Türk misafirperverliğini göstermek lazım.

Sohbet başlıyor:

FY: Steve R ve Steve H'i beklerken ben altZine Yayın Kurulu'ndan Cem’in Mark’a olan sorusuyla başlamak istiyorum. Cem, maraton koşuyor ve sizin de maraton koştuğunuzu biliyor. Koşular sırasında kafasından birçok şey geçiyor ve bu maraton zamanını sorun çözümleri ve yeni proje üretimine ayırmaya çalışıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz koşarken geçirdiğini vakti?

Mark: Ben açıkçası hiçbir şey düşünmüyorum sadece kulaklıkları takip müzik dinliyorum.

Pete: Ben Mark kadar sıklıkla koşmasam da bu zamanı düşünmeye ayırıyorum.

FY: Peki Mr H yokken Fish dönemi ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Şarkı sözleri olarak iki donemi karsılaştırırsak, Fish zamanında sözler sanki sadece İngiliz olanların anlayabileceği sözlerle doluydu örneğin  I.O.U sözünün anlamını çözmek bizler için uzun zaman almıştı. Sizce Steve Hogarth ve Fish sözleri arasında farklar neler?

Tam soruyu bitirirken Steve R. Ve Steve H. Geliyorlar masaya el sıkışıyoruz ve soruyu tekrar ediyorum. Herkes sus pus oluyor bir süre!

Steve H sadece tebessüm ediyor.

Steve R: Aslında Fish’i anadili İngilizce olanlar bile anlamakta zorluk çekiyordu, kendi dünyasındaydı Fish, bizim "Fish World" dediğimiz dünya, ben onun kendisinin kafasını bile karıştırdığını düşünüyorum. Onun dünyasına "Fish World" sözlerine de "Fish Talk" derdik.

pete_ian

Pete ve Ian (f: Steve Rothery)

Gülüşmeler artıyor tüm gruptan.

Fish konusu açılmışken Pete yeni gelenlere benim röportaj öncesinde Fish konserleri hakkında anlattıklarımdan bahsediyor.

Pete: Fish Türkiye’ye iki kez gelmiş ve konserlerden biri 4000 kişilik Açıkhava tiyatrosundaymış.

Steve R: Fırat bize Fish’in organizatörü kimdi bir araştır bir sonraki sefer o şekilde gelelim, diyor esprili bir şekilde.

Tam ekip masa etrafında artık benim heyecanım biraz daha artmış durumda sorulara devam ediyorum.

FY: Peki Türkiye’ye gelirken beklentileriniz nelerdi? Daha önce turist olarak geldiniz mi örneğin? Türk insanı ve seyircisi hakkında bilginiz var mı?

Pete & Steve R bir ağızdan hiçbir bilgileri ve beklentileri olmadığını soyluyorlar.

Mark: Ben bir kez turist olarak güneye gelmiştim havuz başına gittiğimde Kayleigh çalıyordu sanırım toplama bir albümdü ardı ardına Marillion şarkıları çaldı ama bilerek yapmadıklarından eminim.

Steve H: Otelini hemen değiştirmişsindir.

Gülüşmeler... Herkes rahat bir sohbet havasına geçiyor, sanırım isim biraz daha kolay olacak diye ben de rahatlıyorum.

Bu sefer onlar başlıyor sorulara:

Steve R: Konserin reklamı ve duyurusu nasıl oldu Türkiye’de?

FY: Ne yazık ki hiçbir reklam görmedim barın kapısındaki afis dışında. Bugün gazetelere baktım belki kültür sanat eklerinde bir haber çıkar diye fakat ne yazık ki hiçbir sey yoktu.

Steve R: Evet konserin bir sır olarak kalmasını istedik.

Gülüşmeler

FY: altZine internet üzerinden yayın yapan bir edebiyat ve kültür neşriyatı. Sizin de interneti çok kullanan ve bunu da çok iyi yapan bir grup olduğunuzu biliyoruz. Çok klişe olacak ama basarının sırrı nedir?

Steve R: 1997 den beri aynı web tasarımcısı ile çalışıyoruz, o bizi biliyor biz de onu ve bu şekilde bir süreklilik yakaladık. Özellikle Amerika turnemiz sırasında internet sayesinde ulaştığımız insanların farkına daha çok vardık. Başarılı bir turneydi ve internetin etkisi büyüktü.

FY: Son iki albümünüz Happiness is the Road ve Less is More internet üzerinde satıldı sizce müzik endüstrisi ve internetin müzik endüstrisindeki önemi nedir?

Mark: Artık sanatçılar hayranları ve dinleyicilerle birebir bağlantıya geçebiliyorlar bu tabii ki müzik plak şirketlerine fazla yarar sağlamadı ama biz direkt olarak dinleyicilerimizle bağlantıya geçme fırsatı bulduk. Aracılar ortadan yavaş yavaş kalkıyor.

Steve R: Özellikle web sitemiz üzerinden yaptığımız canlı konser kayıt mp3 satışları sayesinde maddi olarak fazla birsek kazanmasak da veri olarak çok bilgi aldık dinleyicilerimiz hakkında onları tanıma açısından. Artık eskiden ulaşamadığımız insanlara daha kolay ulaşıyoruz. Plak şirketlerine ve radyo istasyonlarına fazla ihtiyacımız kalmadı. Eskiden bu iki etken çok önemliydi ve radyolarda çalınmak Marillion için çok kolay bir şey değildi.

FY: Peki ya gelecek? Bir sonraki albümünüz de ilk internetten mi satışa çıkacak?

Pete: Kesin olarak internette olacak ama bu bir deneydi.

Steve R.: İlk olarak internet üzerinden satışa çıkacağını sanmıyorum ama bir kesin karar verilmiş değil. Internet üzerinden daha önce bizi hiç bilmeyen insanlara ulaşıyoruz. Facebook, twitter ve myspace bize yeni dinleyiciler kazandırdı bunu reddedemeyiz.

Steve H: Plastik paketlerde müzik satışı devri artık bitecek. İnsanlar evde oturup bir düğmeye basıp istedikleri müziğe ulaşmak istiyorlar.

Steve R: Eğer müzik çok güzel paketlenip sözlerle ve resimlerle süslenmediyse.

mrh

Mr. h (f: Steve Rothery)

Kendimi tutamayıp söze atlıyorum ki birazdan Steve H bana iyi bir nasihat verecek...

FY: Peki sizin dinleyici kitleniz benim bulunduğum kuşak hâlâ bir plak mağazasına gidip bekledikleri albümü rafta görmenin verdiği heyecanla müziğinize bağlılar.

Steve H: Biz yaşlanıyoruz ve gelecek bizim altımızdaki kuşakta.

Steve R: Yeni kuşak artik albümlerin para verilmesi gereken şeyler olduğunu düşünmüyorlar ama konser biletlerine para veriyorlar. İnternetten bedava indirmenin bir sakıncası olmadığını düşünüyorlar.

FY: Ben sizin birkaç konserinizde bulundum ve dinleyici kitlesi benim yaslarımda veya biraz daha eski bir kuşak ve ben 37 yasındayım. Sizce internet sayesinde Marillion’un dinleyici kitlesi gençleşiyor mu yoksa aynı kuşaktan farklı kişilere mi ulaşıyorsunuz.

Pete: Sanırım her ikisi de.

Steve R: Artik ağızdan ağıza duyulma sansı azaldı, aile ve arkadaşlardan artık insanlar internetten keşfediyor yeni şeyleri.

Pete: Biz farkındayız bizi dinleyenler hala raflarda cd’mizi görüp almak istiyorlar. Fiziksel elle tutulur bir urun istiyorlar.

FY: Bir sonraki albümünüz raflarda olmazsa hayran kitleniz hayal kırıklığına uğrayabilir.

Steve H: Biz zaten böyle bir şey yapmayız. Sen bize geleceği sordun biz de geleceği anlattık. Gelecekte artık antika mağazası gibi olacak müzik dükkânları ve tozlu raflarda bulacağız albümleri ve bu mağazaların sayısı da antika mağazaları sayısı kadar olacak.

FY: Umarım o günleri görmeyiz.

Pete: İngiltere’de benim kasabamda çoğu müzik dükkânı kapandı sadece bir tane HMV kaldı.

(HMV Türkiye’deki D&R gibi bir mağaza zinciri) artik insanlar amazon web sitesinden alıyor.

Steve H: Ama gelecekte insanlar büyük bir siyah kutu alacaklar elektronik aletlerin bir birleşimi gibi bir kutu. O senin televizyonun olacak ayni zamanda bilgisayarın ve müzik çaların. Oturduğun yerden Beatlas’dan Yellow Submarine’i çal diyeceksin ve hoparlörlerden o şarkı gelmeye başlayacak. Bu kesin gelecek olacak benim kanımca su anda bu sistemin altyapısı var ve birileri yakin zamanda bunu yapacak; üyelik sistemi gibi olacak ve sadece görmek ve duymak istediğin şeyleri verecek sadece kimse artik bir dükkâna gidip bir film alıp baksa bir dükkâna gidip bir albüm alıp etrafta dolanmayacak.

FY: Peki sizler kişisel hayatlarınızda da bu şekilde teknoloji ürünlerini kullanıyor musunuz? (Bu soruyu özellikle Mark’ı elinde elektronik bir kitapla uçakta gördüğümde sormaya karar vermiştim) Ben bir gazeteyi internetten okumaktan zevk alamıyorum örneğin.

Steve R: Benim kasabamda eve gazeteleri getiren bir çocuk var hâlâ ben gazeteyi elime alıp okumayı seviyorum.

Pete: Bulmacaları sevdiğinden belki

Steve R: Ben hiç bulmaca çözmem

Gülüşmeler

Pete: Benim evimde iki genç  okul çağında çocuklarım var onlar çoğu işlerini bilgisayarda yapıyor onlar buna alışık.

Steve R: Benim çocuklarım da youtube’a gidip bir video arıyorlar bu onlar için çok doğal.

FY: Tabii ki onları suçlayamayız, onlar daha çok küçükken evlerinde bilgisayar vardı ve onlar bu şekilde büyüdüler.

Steve H: Ben youtube’dan müzik dinliyorum ekrana bakmama gerek yok ama müzik dinlemek için bazen kullanıyorum youtube’u.

Mark: Bazen böyle programlar çıkıyor ve başka amaçlarla da kullanılıyor örneğin cep telefonlarında kısa mesaj sistemi gibi neredeyse insanlar konuşmaktan daha fazla cep telefonlarını kısa mesaj icin kullanır oldular.

Teknoloji ve gelecek konusu bir şekilde uzuyor ve ben zamanımın daraldığının farkına varıyorum daha soracak o kadar çok şey var ki...

FY: Örneğin böyle teknolojilerin büyük yararları da var Türkiye’de yaşayan bir dinleyiciniz youtube’a gidip İspanya’da bir konserinizde Great Escape şarkısını nasıl yorumladığınızı görebilir, bu müthiş bir şey.

Mark: Evet kesinlikle örneğin benim telefonumun bir özelliği var neler dinlemek istediğimi seçiyorum ve sadece onları bana çalıyor. Bazen de önerilerde bulunuyor bir de bunu deneyin diye tabii çok başarılı olmuyor.

Gülüşmeler.

FY: Amazon’da Marillion albümünü alınca bunu da beğenirsiniz deyip Yes albümü çıkıyor karşınıza mesela.

Steve R: Demek ki öneriler hep yerinde olmuyor.

Gülüşmeler.

Bir sonraki sorum biz edebiyat üzerine yoğunlaşan bir neşriyat olmamızdan dolayı merak ettiğimiz bir şey. Sizi etkileyen yazarlar ve sanatçılar kimler?

Steve H: Sadece hayat benim hayatım ve çevremizdeki gördüğümüz hayatlar, kitaplar ve filmlerden esinlenme yok. Sadece Easter şarkısını örnek verebilirim etkilenme olarak 1916 WBA.

Brave’i yazarken John, Runaway’i yolladı ve ben Living With The Big Lie şarkısını yazdım, albüm oradan esinlendi, bir de o köprüdeki kızın radyo anonsu. O dönemde kadınların ne kadar şiddete maruz kaldığının farkına vardık bazı araştırmalar neredeyse her 10 kadından 8'inin hayatı boyunca en az bir kez şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Tabii erkek çocukların uğradığı şiddet de var. Bizim sözlerimizde çoğu hayal ürünü, esinlenme fazla değil.

FY: Sizin esin kaynağı olduğunuz gruplar sanırım size esin kaynağı olanlardan çok daha fazladır.

Pete: Güzel bir düşünce, umuyoruz öyledir.

Steve H: Beatles ve Beach Boys müzik anlamında sevdiğimiz gruplar diyebiliriz. Cannibal Surf Babe ve Happiness is the road

Steve R: Pink Floyd da aynı zamanda, Siguros, Credit house...

Pete: Siguros mu?

FY: Şu anda dinlediğiniz birileri var mı?

Steve H: Oh land Danimarka’dan bir kız ve ilginç şeyler yapıyor biraz Bjork gibi ama değişik şeyler yapıyor vokal ve müzik olarak.

FY: Çok acı verici olmalı o zaman, sadece Marillion mu dinliyorsunuz?

Gülüşmeler.

Steve H: Marillion neden dinleyelim o bizim işimiz.

Gülüşmeler devam ediyor.

FY: 30 yıldır aktif olarak müzik yapıyorsunuz ve turneye çıkıyorsunuz. Bazen yeter artık diyip bir ara vermek hissi veya ihtiyacı gelmiyor mu?

Mark: Bazen stüdyoya giriyoruz ve kendi kendimize off yine bir albüm yapma zamanı diyoruz.

FY: Gerçekten öyle mi?

Steve H: O kadar kötü değil ama bir yıl stüdyoya girmemek iyi olabilirdi konserlere gitmek bizi yormuyor.

Steve R: 10 yıl önce 6 ay ara verelim dedik ama hâlâ beceremedik.

Gülüşmeler.

Mark: Portekiz’e gideceğiz farklı yerlere İstanbul sonrası o bize iyi gelecek.

FY: Farklı yerlere derken beşiniz ayrı yerlere mi?

Gülüşmeler.

Mark: Hayır hayır aynı yere Portekiz’de farklı bir yere demek istedim.

Steve R: Marbles yazarken denedik ve böyle bir şey yapmak iyi geldi. Gündelik yaşantılarımızdan direkt stüdyoya girdiğimizde zihnimizi boşaltmakta zorluk çekiyoruz.

FY: Keşke benim hayatımda dediğiniz tarzda sıkıcı olsaydı; müzisyen olmak isteyip bir otelde çalışmak sabah uyan, gün boyu mücadele et ve gece eve dön olmasaydı.

Steve R: Nasıl bir otel belki gelir orda kalırız.

FY: Bir havaalanı oteli daha sıkıcı olamaz. Son iki albümünüzde minimalist akıma bir kayma oldu ve daha az nota ve sözle daha çok şey anlatmak; akustik aletler kullanmak gibi. Bu kalıcı bir adım mı Marillion için bir sonraki albüm de böyle mi olacak?

Pete & Steve: Sevdik böyle şeyler yapmak ama deneme amaçlıydı.

Steve H: Biz hep kendimizi tekrar etmekten korktuk ve yenilik ve farklılık yaratmak istedik bu yüzden sonraki albüm bu şekilde olmayabilir.

Pete: Yeni şeyler denemek bizim için de heyecan verici oluyor bizi motive ediyor.

Mark: Sanırım bir prova yapma zamanı geldi.

FY: Fazlasıyla zamanınızı aldım çok teşekkürler; bir veda resmi çekmemiz mümkün mü?

marillion

Pete, Ian, Mark, Mr h, Steve Rothery (f: Fırat Yurday)

Ian: Ayrılmadan sorayım Fish’in organizatörünün adını bize bulabilirsen bir sonraki konserimiz için.

FY: Eski biletleri hep saklarım; size haber vereceğim bulur  bulmaz. Çok teşekkürler ve iyi konserler.

Konserden kısa bir an

Dim lights

Akşam için başarılar diyerek ayrılıyorum yanlarından. Daha sormak istediğim o kadar cok şey var ki mesela 10 yıl önce Steve H. ‘e verdiğim nazar boncuklu bileklik nerde? Şaka bir yana konser benim için çok duygusal ve etkileyici geçti gözümde yaş eksik olmadı.

Diğer sorular bir başka bahara kaldı...

Bir sır gibi saklansa da güzel bir konserdi.

 

Fırat Yurday Çarşamba, 31 Mart 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Kar". Kar temalı çalışmalarınızı 30 Ocak 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
fmag bilgi için tıklayın
Reklam