anasayfa altDüşünce Deneme Saramago İçin Dünyayı Yörüngede Tutan İki Şey: Kadınlar ve Rüyalar

Saramago İçin Dünyayı Yörüngede Tutan İki Şey: Kadınlar ve Rüyalar

e-Posta Yazdır PDF

Saramago beyaz bir örtünün altında yatıyor, göğsünde iki kırmızı karanfil…

Vatikan, zil takıp oynuyor.

Vatikan bunun için onun ölümüne ilişkin kin büyüttü içinde, sevgi yerine. Yaşarken aforoz etti ve öldüğünde de sevindi.  Saramago’nun özgürce soluk alıp vermesi deliye döndürdü, çileden çıkarttı Vatikan’ı.

Vatikan sevinebilir şimdi, zil takıp oynayabilir, Saramago öldü çünkü…

Seksen yedi yaş hiç fena değil. Hele Vatikan’a, oradaki haçlı irticaya karşı hiç fena değil.

İnadına, şimdi “İsa’ya Göre İncil” yapıtını okumalıyız… Vatikan’a inat ve harçlı irticanın, onun yeryüzü temsilcilerin daha çok deliye dönmeleri, daha da çileden çıkmaları için…

Saramago bize, din adına sevgiden ve hoşgörüden söz edenlerin ikiyüzlülüğünü gösterdi. Sevgi derken yalnız kendilerini sevmekten söz ettiklerini, hoşgörü derken kendi kusurlarını gizlemek istediklerini… Yalnız kendilerini sevmeliydi inananlar ve yalnız kendilerinin işaret ettiği gibi yaşamalıydılar. Başka türlü yaşam aforoz edilmeliydi, onlar Saramago’yu değil, yaşama ilişkin güzel olanı aforoz ediyorlardı, Tanrı’nın krallığından söz ederken, kendi saraylarını koruyorlardı. Kalkanlarının üzerindeki, kiliselerinin kapısındaki haçları, kendileri gibi düşünmeyenleri korkutmak, Bruno gibi odun ateşinde, o da olmazsa cehennemde yakmak içindi. Bunun için hep kibriti yanlarında yaşadılar. Ateş seviciydiler ve sevmek için değil yakmak için ateşi içlerinde besliyorlardı.

Saramago öldü ve Vatikan, onun ölümünün ardından bir açıklama yaptı, kan kusturdu ve yeniden kibriti Saramago için çaktı.

L’Osservatore Romano’da(1) onun din karşıtlığının akıl hocalarından olduğunu yazdılar. Hiçbir metafizik düşünceyi ve inancı kabullenmeyen, Tarihsel Materyalizme, Marksizm’e inanan biri olduğunu. 
Saramago bunu hiçbir zaman yadsımamıştı ki,  Portekiz Komünist Partisi’nin (PCP) inançlı bir üyesiydi, hep öyle kaldı ve öyle öldü. Bir komünist gibi yaşadı ve yine bir komünist olarak öldü. Ölüm anında ne Vatikan’dan ne de Tanrı’dan bağışlanmayı diledi. Yalnızca öldü…

Anlatıcının her şeye gücü yetini sanma zehabı” başlıklı yazıda, yaşarken yaptıkları gibi yine kin kustular ve bir kez daha aforoz ettiler onu. Tanrı adına yargıladılar ve Tanrı’yı bir kenara bırakıp, onun cezasını kendileri açıkladılar, yazılarına attıkları başlıkla onun ölüm kararını bir kez daha vermekten bir adım geri durmadılar.

Nefretleri, sevgiye üstün geldi.

Tek bir acı çan sesi duyulmadı…

Ardından, kilise orglarından ve süslü koralarından tek bir ilahi okumadılar.

Yalnızca yazdılar ve nefretlerini yazıya taşıdılar.

L’Osservatore Romano’da yazı kirlendi, biz bir metnin yaratmaktan çok yaratıcıyla küfretmek için kullanılabileceğini öğrendik!

José Saramago, “İsa’ya Göre İncil”de, Vatikan’ın anlattığı, kutsal kitaplarda yazan İsa’dan başka bir İsa’yı anlattı.

O kitapta İsa şöyle diyordu; “Ey İnsanoğlu, O’nu affet, çünkü ne yaptığını bilmiyor.”(2)

Saramago, şunları da yazıyordu; “Tanrıya danışma şansı olmayan İsa, riske girerek kendisi bir mucize seçmek zorundaydı. Bir yandan çok büyük bir işe kalkışmamalıydı, diğer yandan da yapacağı şey,  fayda sağlayacakların ve dünyanın gözünden kaçmamalı,  yüce Rabbin her şeyin üstünde tutulması gereken şanına yaraşır bir mucize olmalıydı. Tanrı’nın onu hafife almasından, çölde yaptığı gibi onu hor görmesinden korkan İsa karar veremedi(3)

Saramago “İsa’ya Göre İncil” kitabında, Hıristiyan doğmalarını eleştiriyor, hicvediyordu.

Yalnız Vatikan değildi çileden çıkan, ülkesinde “İsa’ya Göre İncil” kitabı ile ödül için aday gösterilmesi engelledi, hükümet de karşıydı Saramago’ya…

Ülkesine küstü ve Kanarya Adaları’na yerleşmesi bu nedenledir.

1998’de Nobel ödülünü aldığında, “Hayatım boyunca,” diyordu, “tanıdığım en bilge adam okuma yazma bilmiyordu.

Okuma yazma bilmeyen bu adam, Ribatejolu bir köylüydü. Adı Jeronimo Meirinho’ydu.  Büyükbabasıydı.  Ağır kış gecelerinde, ısınmak için battaniye altına girerler ve Büyükbaba Jeronimo ona öyküler anlatırdı. Battaniyenin altında kimlere yer yoktu ki? Torununun yanı sıra ısınmaları için ağıldaki domuz yavruları da aynı battaniyenin konuklarıydılar.

Saramago, Portekizcede yaban turp’u anlamına geliyordu. Aileye bu soyadını aşağılamak ve alaysamak için doğduğu kentin Nüfus Müdürü vermişti.

Hiç gücenmedi bu soyadı taşımaktan. Ona yeni bir anlam verdi, değer kattı yazdıklarıyla…

Nobel konuşmasının başlığı da oldukça ilginçti; ona “Karakterler Yazarın Ustasına Nasıl Dönüşür; Yazar Karakterlerinin Nasıl Çırağı  Olur?” başlığını uygun görmüştü. Aslında kendini anlatıyordu. Romanında yarattığı karakterlerle yer değiştirdiğini, yaratanın ve yaratılanın nasıl dönüştüklerini ve birbirlerinin yerine geçtiklerini anlatmak istiyordu. Yarattıkları yaratıcının yerine geçiyorlar, aralarında yaratma ve yaratılma sürecinde ustayla çırak yer değiştiriyordu. Yaratıcıyı yarattıkları yeniden yaratıyorlar ve yaratıcı yarattıklarınca yaratılmış bir karaktere dönüşüyordu.

Ünlü Nobel konuşmasında bunu açıklıkla dillendiriyordur;  “Her bir harfte, her bir kelimede, her bir sayfada, birbiri ardından her kitapta yaptığım şey, aslında yarattığım karakterleri peyderpey içime yerleştirmektir. Bu karakterler olmasaydı, bugün karşınızdaki bu adam olmayacaktım ben.”

O konuşmasında dünyayı yörüngesinde tutmak için iki şeye inandığını söylüyordu: Kadınların konuşmaları ve rüyalar. Anneannesi Josefa’nın, Büyükbabası Jeronimo’nun anlattıklarını şiirsel bir biçimde tümcelere dönüştürebilmişti. Yaptığı buydu. Baltasar büyükbabasıydı ve Blimunda da anneannesi. Her ikisi de roman kahramanlarıydı Saramago için.

O hep yolları düşledi, yeni yolları ve yola çıkmak için gereken yolları. Kendi yolunu kendi yaratanlardandı.

O, yola çıkmasa bile- ki hep yoldaydı, hep yola çıktı, şimdi de ince uzun bir yolda durmaksızın ilerliyor- hep yola çıkmayı özledi, bir hedefi gözetti. Yola çıkmayı hep bir amaca ulaşmakla özdeşleştirdi. Bu özlemle yaşama tutundu. Yolların sonu onu hep kimi amaçlara ulaştırdı. Yetinmedi, önüne yeni amaçlar ve yeni amaçlara ulaşmak için yeri yollar koydu. Bu yolları hep güzel, büyüleyici ve heyecan verici buldu. Yolların onu büyüleyici güzelliklere ulaştıracağını düşünüyordu ve düşünmeyi bile heyecan verici buluyordu.

Bilinmeyen Adanın Öyküsü’nde, hep bilinmeyen bir adayı hayal eden bir adamı anlatıyordu. Bu adayı bulmak, bilinmeyen adayı bilinir kılmak için kendini bulmak olacaktı. Kendinden dışarı çıkacaktı o adada ve ilk olarak kendine bakacaktı, bunu yapmadığı sürece asla kim olduğunu öğrenemeyecekti.

16 Kasım 1922’de Azinhaga’da yoksul bir köylü ailenin oğlu olarak doğmuştu. Bir yanı hep toprağa bağlı kaldı. Herkesin az ya da çok toprakla ilişkisine inanıyordu ve önemli olan toprağın azlığı ya da çokluğu değil, o toprağın ne kadar derin kazıldığı, ne kadar işlendiğiydi. Toprağın insana kattığından çok, insanın toprağa ne kadar değer kattığı önemliydi.

Lizbon’a taşındıklarında henüz üç yaşındaydı. Eğitimine burada başladı ama ekonomik nedenlerle okulu bırakmak zorunda kaldı. Makinistlik, tamircilik, teknik ressamlık, redaktörlük, editörlük ve çevirmenlik yaptı. Makinelerden tümcelere, makine parçalarından bütünselleşmiş metinler yaratmaya koyuldu.

Diadio ve Misboa gazetelerinde kültür sayfasının editörü olarak çalışırken, siyasi yorumlar da yazıyordu gazetelere.  Portekiz Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulunda görev aldı. Sıkı kitaplar yazmaya 1976’da karar verdi ve durmaksızın üretti.  18 Haziran 2010’da yaşamını yitirdiği âna kadar toprağı derin kazmayı sürdürdü.

Kendisinin toprağın altında kaç metre derinlikte yattığının önemli yoktu onun için. Tıpkı yazarken yalnızca nokta ve virgül dışında başka noktalama işareti kullanmadığı gibi…

---------------------------------------

(1) Vatikan’ın resmi yayın organı.

(2) José Saramago, İsa’ya Göre İncil, Turkuvaz Kitap,2009

(3)A.g.e.

 

Halit Payza Salı, 30 Mart 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Kar". Kar temalı çalışmalarınızı 30 Ocak 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
fmag bilgi için tıklayın
Reklam