Rastlaştık ama birbirimizi görmezden geldik. O sırada ikimiz de gülümsüyorduk.
***
Samimiyetle gülümserken, yüz kaslarım henüz eski haline dönmemişken, bana acıdan başka bir şey vermediğini hatırlatan cellât bakışlarındaki gülümsemeyle göz göze geldim. Çevremde biriken diğer siluetlere karşı içten gülümseyişimden ona da pay düşmüş olacak ki, sebepsiz yere, gülümsedim.
***
Yanına gidip elimi uzattım, “merhaba” dedim, “şu anda sana gülümsemek gelmiyor içimden.”
“Evet, biliyorum” dedi, ciğerlerimi söktüğü andaki soğukkanlı gülümseyişiyle, “ama sen yine de gülümse.”




