anasayfa altMetin Kurmaca Ters İstikamet

Ters İstikamet

e-Posta Yazdır PDF

“Tersse ters... Hani midem bulanıyor desen tamam, anlarım. Madem tutmuyor, o zaman nedir derdin?” --- “Hoşuma gitmiyor ters gitmek. Midem bulanmıyor ama başka bir şeyler oluyor, ya da olacak, huylanıyorum. Ne dedi anonsta?”--- “Tren, dedi, sonrası dinlemedim ama Budapeşte’ye kadar gidiyor, dedi, duracağımız şehirleri saydı. Dresden ilk durak zaten, durduğumuz yerde inicez.” --- “İnicez. İnelim. İyi. Korkunç şey bir dili anlamamak. Her dili bilmek gerek.” --- “Doğru dürüst Almanca konuşamayan bir dolu göçmen var ve bir şekilde yaşıyorlar. Biraz elindekilerin ve bildiklerinin kıymetini anla, her dili de anlamayıver.” --- “Elimde dergiden başka bir şey yok şu anda. Trenin içindeyim. Bir de ters gidiyorum.” ---  “Bak, trendeki koltukların yarısı ters yönde, yarısı düz. Eşitlik olsun diye yapmışlar çünkü trenin tek bir yolu var ve şu an diğer istikamete gidiyor olsaydık düz gidiyor olurduk. Çocuk gibisin.” --- “Ne malum. Belki bu koltuklarda değil, diğerlerinde olurduk, o zaman yine ters giderdik.” --- “Ters doğmuşsun sen.” --- “Ters insan görmemişsin sen. Gelirken uçakta orta koltuğa düştüm. Bir yanımda yaşlı bir Türk kadın, belli ki buralı, otuz sene geriden geliyor bakışları, diğer yanımda da ultra modern ukala bir Alman. Al birini vur ötekine… Tüm uçuş boyunca… Neydi o yaptıkları… Zavallı hostesler, dedim içimden. Her gün kimlerle uğraşıyorlar. A bak, şunlar Türk, belli. Çok Türk görücez mi yine?” --- “Sanmam. Almanya’nın doğusu. Tek tük vardır sonradan gelip yerleşen… Bazı soruları sormadan evvel cevabını mantığınla bulabilirsin, o dönerciyi de güldürdün.” --- “E ama bizim dönerlere benzemiyordu rengi hiç. Ne var yani, olamaz mı domuz döneri?” --- “Domuz döneri olmaz işte. Yani, olur da olmaz. O adamda olmazdı. Olsa da söylemezdi. Anca ucuza gelsin diye dana etine domuz karıştırıyorlar bazen… ” ---  “Ne görücez Dresden’de?” --- “Savaşta yerle bir olunca kalıntılarından tekrar yapılmış işte, görücez.” ---  “Rica etsek kimse bizimle yer değiştirmez mi?” --- “Değiştirmez. Bu ülkenin insanları kuralcıdır, her koyun da kendi bacağından. Çok geçerli bir sebebin olsa belki…” --- “Midem tutuyor derim, nereden bilecekler ki?” --- “O çok geçerli bir sebep sayılmaz. Önceden önleminizi alsaydınız derler. Düz oturan kolay kolay ters koltuğa geçmez, anca ters koltuğu seviyor olması lazım.” --- “Saçma.” --- “Nedir saçma olan?” --- “Her şey. Bu tren, koltuklar, biz, ters gidiyor oluşumuz. Saçma. Bak, yağmur başladı, o bile saçma.” --- “…” --- “Bu çift ne zamandır burada acaba? Entegre olamayanlardan, belli.” --- “Ne bileyim ben… Git sor. Hem sen hiç entegrasyon tecrübesi yaşandın mı? O süreçten geçtin mi? Bilmeden konuşma.” --- …. “Napıyorsun? --- “Şşşş… Önümüzdeki çok komik bir tip. Camdan dikizliyordu beni, göz göze gelince korktu önce. Güldüm, biraz bekledi, gülmeye devam edince bu sefer o da güldü.”--- “Heh. İyi. Fazla bulaşma.” ---  “Bu genç Almanlar da peşpeşe doğuruyor maşallah. Kadın tek başına dört küçük çocukla trende. Pek de hoşmuş, Alman’ın esmeri ayrı bir güzel, biz steorotiplere alışmışız. Bugün Pazar, kocası nerede acaba?” --- “Ne bileyim ben.” --- “Ne biliyorsun ki? Yeni şapka almamız lazım, unutturma. Aynısından bulamaz mıyım acaba?” --- “Sanmam. Kaybetmeseydin.” --- “Sence nerede kaybettim?” --- “Ne bileyim ben.” … “Ne dedi?” --- “Çocuğunu uyardı ama sana da kibarca şımartıyorsun tarzı bir şeyler dedi herhalde. Genelde tanımadıkları insanların çocuklarına cıvıklık yapmasından hoşlanmazlar. Kültür farkı.” --- “Cıvıklık değil, şirinlik.” --- “Onlara göre özel alanlarına müdahale. Hele bir de çocuk söz konusuysa. Sonra bizdekiler gibi cıyaklayarak kendilerini yerden yere atmıyorlar en azından.” --- “Sen de nereden geldin ki nereye gidiyorsun? Ne zaman varıcaz?” --- “Ohoo, yeni bindik. Daha çok beklersin.” ---  “Al şu dergiyi, baktım.” --- “Var mı ilginç bir şey?” --- “Bilmem. Okumadım.” --- “Eee, anlat biraz…” --- “Ne anlatayım? En sevmediğim soruyu sordun.” --- “Ne bileyim anlat bir şeyler, sürekli soru soruyorsun.” --- “Sen anlat. İnsanlar neden anlat biraz derler, insanlar neden boş vakitlerinizde ne yaparsınız, derler. Kitap okurum, sinemaya giderim, müzik dinlerim, sonra da çok güzel ilkokul anket defteri doldurur, kenarlarına kalpler, yıldızlar, fiyonklar çizer, sonsuza dek beraber olacağız arkadaşım der, imzamı atarım. Muhallebinin kendisini değil tencerede kalan sıcak artıklarını kaşıklamayı severim, sonra… çok güzel portakal soyarım. Portakalı soydum, başucuma koydum, duma duma dum. Sabah kalkınca biraz ekmek, bir parça beyaz peynir, aman efendim ne güzel yenir. Yumurtanın güneş batarkenki halini severim, ne çok sulu ne de çok katı olacak... Sence ne zaman duracak bu yağmur?” --- “Ne bileyim ben. Bıktım senin bu ahret sorularından… Tuvalete gidiyorum, yerimi kaptırma.”

 

Aylin Sökmen Pazar, 20 Aralık 2009 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam