Zeynep: İyi günler Aslı Erdoğan. Öncelikle 56. Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandığınız için kutluyorum sizi. Genel bir soruyla başlamak istiyorum röportaja. Yazmak ne ifade ediyor size? Niçin yazıyorsunuz?
Aslı Erdoğan: Teşekkür ediyorum.
Bu soru her yazar için farklı anlamlar barındıran zor bir sorudur elbette. Sade bir halde anlatmam gerekirse tenimden ayrılmış bir ruh var içimde.Huzursuzluğu ve sonsuzluğu koruyan kara pençeli bir ruh. Kanatlarımın altında ise mutlu olmayı isteyen küçücük bir çocuk var. Ben yazarak ruhum ve çocukluğum arasındaki bu dengeyi koruyabiliyorum. Yazmadığım, yazamadığım zaman çocukluğum ruhumda olan her şeyi kendi ekseninde yorumlamaya başlıyor. Ruhsuz biri olabilirmişim yazmasam. Ya da bu söylediklerim yazamamaktan korktuğum için uydurduğum bir masal. Kim bilebilir ki gerçeği?
Zeynep: Huzursuzluk ve sonsuzluğu koruyan bu ruh nerede yaşıyor peki?
Aslı Erdoğan: (Düşünüyor) Bu ruh bir evin hiç kullanılmayan bir odasında, ıslak bir gül bahçesinde, yıkılmış köprü altlarında, çocukluğumun rengi sönmüş salıncağında ama en çok da kendi içimde, karanlık ve aydınlığımda. Aydınlığıma karışan karanlığımda.
Zeynep: Karamsar bir insan mısınız Aslı Hanım?
Aslı Erdoğan: Karamsar mıyım? (gülüyor) Karamsar değilim aslında. Biraz gerçekçiyim. Eğer bir yazarsanız ve düşünmeniz, düşündüğünüzü kâğıda geçirmeniz gerekiyorsa gerçekçi bakabilmelisiniz dünyanın konumuna, kendi konumunuza.Zeynep: Bu gerçekçi ve sade röportaj için çok teşekkür ederim...
Aslı Erdoğan: Ben de teşekkür ediyorum.




