Yağmurla yıkanmış ışıl ışıl caddeden, evinin bulunduğu çıkmaz sokağa saptığında ansızın tüm ışıklar söndü. Panik kara bir battaniye gibi üzerine örtüldü, kaldırımın ortasında kalakaldı. Karanlıktan hep korkardı...
|
Baktık gelen giden yok, saat de gece yarısına meyilli, ‘’kapatalım dükkanı, gidelim eve uzatalım bacacıklarımızı’’ dedi babam. ‘’İyi,’’ dedim, ‘’siz kapatın, ben geliyorum.’’ Aldım çantamı, içine bir şişe...
"Ben bu şehre geldiğimde toydum, ürkektim, kasabada bir delikanlıydım. Ürkek miydim? Korkaktım." Hulki Aktunç - Bir Yer Göstericinin Hayatı
Kaçan bir trenin içinde yol oluyorum. Film başlarken Quinn de böyleydi...
“Dul kadın, dul kadınmış ha… Kadın. O kadın değil bir kere, onun adı Letafet. Ve ben de onun eşsiz aşkının tek sahibiyim, avuçlarının pembeliğinde usulca kalan Keremim, Mecnûnum, Ferhatım ve bilemediğim daha nice ecnebi...
|
Okul zili çaldı. Sınıflar boşaldı. Geriye askılarda unutulmuş kimsesiz okul hırkaları, masa üstlerinde kenarları yıpranmış kitaplar, defterler, yerlerde ezilmiş kalemler, silgiler kaldı. Öğretmenler eve servisle gidecek...
Üzerinde “personel” yazılı buz mavisi çelik kapıdan içeri girdi. Kapıyı kapatacak gibi kulbuna uzandı, hemen vazgeçti. Hafifçe aralı bıraktı. İki uzun floresan çubuğunun kireç beyazı duvarlarda ve koyu gri fayanslarda...
Kendine ve zihnine biraz zaman ayırabilenler için bir idman. Lütfen boşlukları doldurunuz (lütfen):
Cinsiyeti, yaşı, mesleği, doğup büyüdüğü yer
_______, ___, _______, ________________
En büyük korkunuz neydi/nelerdi...
|
|
|
|
|
|