anasayfa altTema Korku Okul Çıkışı

Okul Çıkışı

e-Posta Yazdır PDF

Okul zili çaldı. Sınıflar boşaldı. Geriye askılarda unutulmuş kimsesiz okul hırkaları, masa üstlerinde kenarları yıpranmış kitaplar, defterler, yerlerde ezilmiş kalemler, silgiler kaldı. Öğretmenler eve servisle gidecek çocukları servis ablalarına emanet ettiler. Bugün de okulda kayda değer bir kaza yaşanmadı. Kimsenin burnu kanamadı, kafası yarılmadı. Kapıda sabırsız bekleşen ana babalar çocuklarını sağ salim teslim aldılar. Demir kapı dışarıdaki dünyanın üzerine ertesi okul gününe kadar kapandı.

Bulut annesini ayakkabılarından tanıdı. Kapalı siyah dümdüz ayakkabılar ve hemen bitiminde başlayan her zamanki sıkıcı siyah uzun etek. Bu kadarı kâfi geldi. Gözlerini yerden kaldırmadan kendi renkli spor ayakkabılarında sabitledi bakışlarını. Önüne çıkanları tekmelemekten örselenmiş zavallı ayakkabıları. Bağcıkları okuldaki günün özeti, açılmış, bir süre umarsız üstüne basılmış, kirlenmiş, ikaz sonrası bağlamaya çalışılmış, beceriksizce üst üste düğümler atılmış, hâlâ salkım saçak. Annesi hafifçe omzuna dokunup gidecekleri istikamete yönlendirmeye çalıştı Bulut’u. Elleri çekingen, dokunmakla dokunmamak arasında, ona zarar vermekten çok, kendisi zarar görecekmişçesine, korkarak.

- Dokunma. Kolun kopar.

- Ne demek o öyle, Bulut?

- Öyle işte. Bana kim dokunursa, kolu kopar.

- Yanımda yürü, uzaklaşma. Kaçmasana oğlum. Bu taraftan.

- Kaçmam gerek. Daha iyi bir dünya için herkesin kaçması gerek. Çizgi filimdeki kahraman öyle söyledi.

- Ne biçim şeyler seyrediyorsun sen?

- Sen duaya gitmiştin kadınlarla. El âlemin cesedi için mi dua ediyorsunuz, halam öyle dedi. Bana sakın dua etme. İstemiyorum. Kulaklarımı tıkarım.

- Bulut, hadi bugün neler yaptın okulda, onu anlat bana.

- Anlatmam. Liste verdiler. Burada işte.

- Seninle bunların hepsini alalım mı? İster misin? Renkli kalemler, dosyalar. Hı?

- Ben insan vücudu istiyorum, içinden organları çıkıyor, hepsini yerleştiriyorsun. Biliyor musun, en önemli organımız bağırsak. Öğretmen söyledi. Tam dokuz metre. Kalın bağırsak, ince bağırsak, kör bağırsak. Çok önemli. Bak, şimdi sana bağırsak kusacağım. Böğğğ. Kusuyorum. Gerçekten.

- Yapma Bulut. Yeter artık. Pislik yapma lütfen. Bak, yarına velileri okula davet ettiler, şiir okuma saati varmış.

- Sen gelme! Babam da gelmesin.

- O niyeymiş?

- Küsüm ben size.

- Güzel davranırsan, güzel konuşursan baban kızmaz, ben de üzülmem o zaman.

- Sen beni sevmiyorsun.

- Olur mu hiç? Anneler babalar çocuklarını hep sever.

- Ağladım sınıfta. Bebeksin, dedi Buse. Alay etti. Su döküldü gerçekten. Ben çişimi yapmadım. Öğretmen ne oldu dedi, kızar babam söylemedim, öğretmen konuşmam gerek dedi, ben sustum oturdum, görüşmemiz gerek dedi. Bir de Yusuf var ya…

- Evet?

- Sana gıdımık dedi. Çok komik. Gıdımık anne.

- Ne demekmiş o?

- Söylemem. Gıdımık senin gibilere diyor. Her yeri örtülü, böyle ta yerlere kadar. Öcü gibi.

- Çarpılacaksın Bulut. Ben kimsenin arkasından kötü söz söylüyor muyum ki? Onların anneleri ne isterlerse giyiniyorlar ama. Sen de arkadaşlarına böylecene anlat. Bellesinler iyice. Oturma Yusuf’un yanında. Konuşacağım öğretmeninle.

- Babam gıdımık mı ?

- Unut o saçma şeyi. Baban duysa ne olur biliyorsun.

- Evet, işte o da gıdımık. Akşam söyleyeceğim. Gelsin, bak görürsün. Artık bana dokunamaz kolu kopar. Hepiniz gıdımıksınız işte.

- A bak, servisler geçiyor bu yoldan. Yuvanın servisleri. Minik kardeşler var.

- Ben servisle gitmek istiyorum. Yusuf da servisle gidiyor.

- Bizim evimiz yakın. Gerek yok ki. Onun evi uzaktadır.

- Yok, yakında. Öyle dedi.

- Belki okuldan alacak kimsesi yoktur. Başka kardeşi vardır evde. Annesi bırakamıyordur onu.

- Ben bu sokaktan yürümem artık. Korkuyorum.

- Oğlum burada cami var. Korkacak bir şey yok ki. Bak herkes namaz kılıyor, dualar ediyor. İsmail amca gibi iyi insanlar var.

- Tabutlar var orada. Ya içindekiler çıkarsa dışarı.

- Yok oğlum. Öyle şey olur mu hiç. Onlar artık ölü, Allah’ın yanındalar.

- Kötüler cehenneme gidermiş, ya beğenmezlerse orasını, hemen geri gelirler sonra. Ben olsam kaçar geri gelirim. Durmam cehennemde. Ben kötü müyüm?

- Yeter artık. Bak şöyle yapalım. Eve gidince ilk önce banyoya girersin, yıkanırsın. Sana yaptığım çiğ böreklerden yersin. Yanında ayran var. Havuç da rendeledim. Sonra biraz arabalarınla oynarsın. Altı gibi İbrahim amcaya gideriz. Sana hikâyeler anlatır, sen ona istediklerini anlatırsın. Okulu anlatırsın, ha? Anlaştık değil mi? Biraz konuşur seninle.

- Ben artık onun verdiği pirinçleri, ilaçları yutmam. Ona göre.

- Senin iyiliğin için. Gece rahat uyuyasın diye. Kötü düşüncelerden,  rüyalardan koruyor seni. Hepsi okunmuş. Oldu mu Bulut, geçen seferki gibi rezillik istemem. Karışmam sonra bak.

- brahim de gıdımık o zaman. Upuzun tren sakalı var. Gözleri kara kara, korkuyorum. Söyle ona bana bakmasın. Elleri kocaman, tutmasın beni. Halam o adam tekinsiz dedi. Ne demek tekinsiz?

- Tamam Bulut. Sus artık. Halan imansız, kafana ne saçmalık varsa sokuyor. Allahtan korkusu da yok kadının. Baban duysun işte, ablasının neler çevirdiğini. Sonra ben suçlu oluyorum.

- Tekinsiz, tekinsiz…

- Sus Bulut!

- Bana sus deme. Çok bağırırım. Susmam. Bana dokunanın kolu kopacak, bak görürsün. İbrahim amcayı istemiyorum. İnşallah onun da kolu kopar.

- Bulut bak yapma. Kocaman çocuk oldun. İkinci sınıf, aferin oğluma. Herkes aferin diyecek. Bağırma. Tamam. Bir sus, Allah aşkına. Güzel Allah’ım benim. Sen nelere kadirsin. Taksi, taksi. Dur taksi geldi hadi oğlum.

- Gitmeyeceğim. Bana ne. Bırak beni. Bırak.

- Dayan. İbrahim amcan nasıl hemen iyi edecek seni. Dur, ısırma oğlum. Güzel otur, bak babanı çağırırım, kötü olur sonra. Kızarsa çok kötü olur. Hadi güzel oğlum benim. Ne olur, lütfen ama…

Taksinin kapısı kapandı. Bulut bağırıyor, Bulut debeleniyor var gücüyle. Sekiz yaşındaki sıska bedeni içindekileri taşıyamıyor artık. Annesi çantasından çıkardığı sakinleştiriciyi zorla, yumulu ağzına tıkıştırdı. Kıskıvrak yakaladı oğlunu, çırpınışlarına aldırmadan. Tek eli ile ağzını kapattı, ilacı tüküremesin diye. İkisi de bitap düştüler savaştan. Ter, gözyaşı, sıkıntı birbirine karıştı. Taksi sıkışık trafikte Fatih istikametine doğru yol aldı. İçi geçer gibi oldu ana oğlun.

korku kuyusu adam kurulu yemek masası beyaz kolları dirseğe dek sıvalı gömlek yakası açık güçlü kollar tehditkar kocaman eller masaya dayalı gövde etli bağıran dudaklar tükürük sinirli fırlak damarlar delen bakışlar acıtan kelimeler yarısı boşalmış tabaklar yağlı kaşıklar sepette koparılmış ekmek dilimleri çatlak cam sürahi boşalmış su bardakları tek tarafı çarpılmış çiçekli masa örtüsü masaya inen gürültülü yumruk cam kırıkları acı yalvarmalar ağlama Bulut nerede lütfen yapma çok küçük hala gelse bir gelse yetişse anne ufacık artık ufacık Bulut’tan bile yerde ağzı açık sesi çıkmıyor mide bulantısı karanlık inleme korku kuyusu

Taksi eski bir binanın önünde durduğunda anne ter içinde gözlerini araladı, doğru adreste mi diye çevresine bakındı bir süre. Kucağında uyuklayan oğlu ile zor bela eski binanın merdivenlerini tırmanmaya başladı. Kirli, çatlak duvarlar. Yerlerde pis su birikintileri. Havada küf ve ıslak kalmış yer bezi kokusu. Çamurlu, uçları sökük, havları dökülmüş paspaslar. Kahverengi, yer yer boyaları dökük eski bir ahşap kapı. Sıra sıra tozlu ayakkabılar, terlikler.. Usulca açılan kapıdan fısırtılar eşliğinde sessizce içeri süzüldü. Kapı arkalarından görünmeyen bir el tarafından kapandı.

Loş bir odada bekleşen içleri geçmiş kadınlar, genç kızlar, çocuklar. Başları önlerinde. Kesif bir nefes ve ayak kokusu hâkim odaya. İnlemeler. Öne arkaya devinen sessiz vücutlar. Dudaklardan acele dökülen dualar. Ağır bir gül yağı kokusu. Gizemle açılan kapanan kapılar. Gelmeler gitmeler. El değiştiren kirli buruşuk zarflar, kâğıtlar. Anne kucağındaki oğlu ile kararsız, orayı terk edip etmemek arasında bocaladı. Rehber öğretmenin söylediklerine takıldı aklı.

Akıllı, çok akıllı oğlunuz. Tam dünyayı algılamaya, doğru ile yanlışı ayırt etmeye çalıştığı bir yaş. Kritik. Değişik değerler arasında bocalıyor. Bir tarafta okul, bizlerin doğruları, bir tarafta aile, diğer çocuklardan çok farklı. Canı yanıyor. Fazla geliyor bazı şeyler. Ben sizlere bir yere kadar yardım edebilirim. Uzman bir psikiyatrisi görmeniz gerek. Üniversite hastanesi en iyi çözüm. Lütfen, okul yaşantısını da etkiliyor yaşadıkları. Konuştum, korktuğu, dile getiremediği şeyler var. Biliyorsunuz, hala tuvalet sorunu var. Çok utanıyor arkadaşlarından. Bir yere varamıyoruz. Çok üzülüyoruz. Eşiniz gelmek istemiyor, siz ona anlatmaya çalışın dediklerimi. Bir yol bulalım. Harcanmasın bu kadar zeki bir çocuk.

ne biliyormuş o çırpıbacaklı karı sapasağlam çocuğa hasta diyor senin suçun gidip benim dedikodumu yapıyorsun elin kadınları adamları ile değiştiririm başka okula veririm alırım oradan tonla para kıçıkırık okul çok biliyorlar hele bir doktora git aile işlerine karışılmaz çocuk geçer bağırırsın döversin korkutursun adam olur sorun olduğunda gidilecek adres belli ukalalık istemem

Ondan habersiz gitse bir doktora?  Belki halayla beraber? Yok, hemen anlar. Düşüncesi korkuttu. Bildiği duaları fısıldadı. İçi titredi. Karanlık bir tünele çekilir gibi oldu bedeni. Çıksa, gitse? Allah’ım, sen büyüksün. Allah’ım, sen nelere kadirsin, dedi ta derinlerinden. Gözlerini yumdu sıkıca. İçinin sıkıntısının, karanlığının, korkusunun gitmesini bekledi. Bir umut… Bulut’u köşedeki bir koltuğa yatırdı. Kendi de yanına ilişti. Ellerini nereye koyması gerektiğini bilemedi. Muskasını buldu çantasından, sıkıca kavradı. Etrafına bakındı. Bir dost bir yardım ararcasına. Bulut uykusunda huzursuz ağladı, çırpındı, ağzı çarpıldı, görünmeyen bir şey ile boğuştu durdu. Annesinin elleri çaresiz kalakaldı kendi kucağında. Bulut’a dokunmaya cesaret edemeden. İbrahim amcası bir görsün, bir dokunsun o aziz eli ile. İçi çekilir gibi oldu. Buranın kokusu onu hep böyle yapıyordu. Yanı başında sırasını bekleyen yaşlı kadının soran cansız gözleriyle karşılaştı. Fısır fısır ağzının içinde dualar mırıldandı dişsiz kadın, Bulut’a doğru üfürdü. Allah kurtarsın evladım, dedi duyulur duyulmaz.

Kimden, diye geçirdi içinden anne. Bilemedi. Kalkamadı oturduğu koltuktan.

 

Füsun Çetinel Salı, 31 Mayıs 2011 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262