anasayfa altTema Kurban Kayıp Sembol'ün Masonik Ritüeli Olarak Kurban

Kayıp Sembol'ün Masonik Ritüeli Olarak Kurban

e-Posta Yazdır PDF
Kurban, Masonik bir İbrani töreni mi?

 

Hz. İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu İshak mı, İsmail mi?

 

İbraniyet’te de İslamiyet’te de Hz. İbrahim’in ilk oğlu olarak İsmail’in adı geçer. Sâffât suresinin 100. ayetinde Hz. İbrahim’in “Rabbim, bana Salihlerden olacak bir evlat nasip eyle” dediği, bu yakarışına Tanrı’nın 10l. Ayetle yanıt verdiği, duasının kabul edilerek kendisine istediği gibi yumuşak başlı, uysal bir çocuk verileceği belirtilir. Hz. İbrahim bilindiği gibi doğacak ilk çocuğunu kurban etmek ister. İsmail aynı ayette -Sâffât 37/102-“babacığım, sana ne emrediliyorsa yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” diyecektir. Hz. İbrahim İsmail’i kurban ederken elinde bir bıçak tutmaktadır. Tevrat’a göre bu bıçağın bir adı var; Akedah Bıçağı. Hz. İbrahim İsmail’i kurban etmek üzereyken, kendisine İsmail yerine kurban etmek üzere koyun gönderilir. Hz. İbrahim bu hayvanı keser ve kanını akıtarak kurban eder. İshak, Hz. İbrahim’in Sara’dan olan ikinci çocuğudur.

Fıkıh kitaplarında kurban üzerine yazılanlar hakkında bilgilere ulaşmak olası. Nasıl helal kurban kesileceğinden, kesimin nasıl yapılacağına ilişkin bütün bilgiler var. Helal kesim ve helal et her iki inançta da var. İbraniyette ve Müslümanlıkta.

Nefes borusu, yemek borusu ve her ikisi arasında kalan iki şah damarını kesmek, kesim için öncelik olarak görülüyor. Yalnızca birini kesmek uygun görülmüyor. Nefes borusunu, yemek borusunu ve en az bir şah damarını… Dört yol biçimsel olarak öngörülüyor ve en az üçünün kesilmesi gerekiyor. Ancak kesilen kurbanın helal olabilmesi için nerelerin kesileceği ve buna uygun kesim yapılmış olması yeterli bulunuyor. Kesenin Müslüman olması gerekiyor. Usulüne uygun kesilse de kesen Müslüman değilse, kesilen hayvan da ete de haram. Yetmiyor keserken adananın da Müslüman olması gerekiyor. Kesen Mesih adına kestiğini söylerse helal sayılmıyor. En’am suresi 21. ayetinde üzerine Allah’ın adı anılmayanlardan yenilmesi haramdır. Besmele çekilmesi unutulmuşsa ve bunda kasıt yoksa da helal sayılıyor. Kurban kesilirken kurbanı kestirenin de adı anılırsa, havyan haram sayılmıyor ama mekruh sayılıyor. Kesilecek her hayvan için besmele çekilmesi gerekiyor, bir besmele ile iki koyun kesilmiyor, kesilirse ikincisi haram oluyor. Mekruh Arapça kökenli bir sözcük… Hoş görülmeyen, beğenilmeyen, iğrenç, tiksindirici gibi anlamlar içeriyor. Burada haram olmadığı halde neredeyse arama yakın olarak düşünülüyor.

İbranicede Koşer diye bir kavram var. Aynı anlama gelmek üzere Kaşer de deniliyor. Aşkenaz Musevilerince Koşer olarak kullanılıyor. Museviliğe göre yenilmesinde ve kullanılmasında dince sakıncalı olmayan helal ürünlere deniliyor. Müseviliğe göre nelerin yenilmesi ya da kullanılmasının sakıncalı olmadığı kuralarla belirleniyor. Bu kurallara Kaşerut, Kaşarut kuralları deniliyor.

Yenilmesi yasak olmayan ve yasakların listesi İbranilerin kutsal kitabı Tevrat’ta açıkça sayılıyor. Bir liste çıkarılabilir. Yenilmesi İbraniyete göre serbest ya da aynı anlama gelmek üzere helal olanlar şunlar; karada yaşayan, geviş getiren, çift tırnakları hayvanlar, denizdeki pullu ve yüzgeçli hayvanlar, bal.

Yenilmesi yasak olanlar; karada yaşayan, geviş getiren, çift tırnaklar hayvanlar dışında kalan bütün hayvanlar; domuz, tavşan ve deve. Bütün böcekgiller sınıfına girenler, sürüngenler, kemirgenler. Kanatlılardan, Tevrat’ta adı geçen yirmi kuş dışında kalan bütün kuşlar. Balıklardan pullu ve yüzgeçli olanların dışında kalanlar, kabuklu olanlar; midye, istiridye, ahtopot, kalamar, ıstakoz, karides, kerevit, yengeç, denizkestanesi. Bunlara ek olarak yenilmesi yasak olan hayvanların yumurtası, sütü… Örneğin arının balı helal, sütü haramdır.

Musevilikte de tıpkı İslam’da olduğu gibi kurban kesimi özel bir teknikle yapılmalıdır. Bu tekniğe Şehita deniliyor. Hayvan kesimi yapacak olanların bu özel kesim tekniğine ilişkin eğitim almış, hayvan anatomisini biliyor olması gerekiyor. Bu ehliyete sahip olanlara Şohet deniyor.

Murdar kavramı Musevilikte de var. Trefa olarak adlandırılıyor. Şehita eğitimi almamış kişiler tarafından ve şehita kurallarına uyulmadan yapılan kesimlerin de kesilen etlerin yenilmesi de mundar sayılıyor.

Şohet eğitimi alanın bir de belgesi olmalı. Bu belge Hahamlıkça veriliyor.

Ortak kesim biçimi burada da gözleniyor. Kesimi yapılacak hayvan hasta, sakat olmamalı. Kullanılacak bıçak hayvanın boğaz çapından daha küçük olmamalı, büyükçe bir bıçak seçilmeli. Bıçak çok keskin olmalı, üzerinde çentikler bulunmamalı. Hayvanın acı çekmesine engel olunmak için tek bir darbede kesilmeli. Keserken en ufak bir duraksama hayvanı mundar hale dönüştürür. Musevilikte de İslamiyet’te olduğu gibi hayvan Allah adına kesilmelidir.

Şohet kesimi tamamladıktan sonra hayvanın içini açmalı, öd kekesi, karaciğer, akciğer, işkembesini açarak incelemeli. Öd kesesi patlamışsa, karaciğer ve akciğer zarında toplu iğne başı kadar kist ya da ur varsa işkembeden çivi, iğne metal parça çıkarsa hayvanın bütün eti mundardır, yenilmesi yasaktır.

İslamiyet’in dışında bir değil iki kesici gerekli görülüyor. Eğer kesilen hayvanın butları da yenecekse, butların içinde bulunan siyatik sinir tek parça olarak iyice butlardan temizlenerek çıkarılması gerekir. Bunu Şohet değil bu konuda uzman kabul edilen Menaker’ler yapmalıdır. Bu işlem Menakerler tarafından yapılmamışsa Museviler hayvanın butunu yemezler.

Musevilikte de İslamiyet’te de veterinerlik kurumu vardır. Bir farkla Museviler veterinerlerin yenilebilir kabul ettiklerini, Şohet’ler yenilemez derlerse, veterinerin değil Şohet’in kararı esas kabul edilir.

Böyle bir ayrım mezheplerde de gözetilir. Örneğin; Şafi’likte; tilki, sırtlan, samur, sincap ve gelincik yenir. Şafii ve Maliki mezheplerinde; kirpi ve kertenkele yenir. Martı, Hanefi ve Hanbelî mezheplerinde yenmez. Maliki mezhebinde martı ve balıkçıl yenir. Şafi’likte kırlangıç, tavus, hüthüt, papağan yenmez. Martı, balıkçıl gibi deniz kuşları yenir.

Dan Brown’ın kitapları ABD’deki yazılım sıralamasının tersine sondan başa Türkiye’de de yayımlanıyor. Çok kazanan ve çok satan yazarlardan biri Brown… Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, İhanet Noktası, Dijital Kale’den sonra Brown’ın bizde yayımlanan son kitabı Kayıp Sembol.

Kayıp Sembol’de de diğer kitaplarda olduğu gibi Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, 33. dereceden mason ve Üstad-ı Azam, yakın arkadaşı Peter Solomon’dan ABD Kongre Binası’nda konferans teklifi alır. Ancak bu davet ölümcül bir tuzaktır. Kongre Binası’nda yakın arkadaşının kesik eli, Antikçağlardan beri kullanılan bir sembolün kanlı tanığı olarak, ezoterik yitik dünyanın kapılarını açma görevi ile baş başa bırakacaktır Langdon’u. Langdon iki dünya ve iki görev arasında sıkışmış bulur kendini; Ya bu dünyanın kapısını aralayan yitik kelimeyi bulacak ya da arkadaşı Peter Solomon’u kurtaracaktır. Langdon, daveti kabul etmekle Masonik sırların saklı kalmış tarihinin gizleri ile yüzleşmek durumundadır. İnsanlığın ‘Altın Çağ’ı yitik kelime ile açılacak mıdır, yoksa antikçağlardan beri olduğu gibi yine giz olarak kalmayı sürdürecek midir?

Mal’akh, bu sırrı ele geçirmek için yitik kelime ile birlikte, vücudundaki gizemli dövmeleri tamamlayacak bir tören hazırlığı içindeyken, törende kullanacağı gereçlerinden biri Tevrat’ta da belirtildiği gibi İsmail’i kurban etmek üzere elinde tuttuğu Akedah Bıçağı’dır.

Akedah Bıçağı eski gizemcilerin de inandıkları ve söyledikleri gibi cennette gelen demirdir. Yaradılış’ta anlatılan, Hz. İbrahim’in Moriah Dağı’nda oğlunu kurban edeceği bıçaktır. Bir meteoritten yapılmadır. Tartışmaların dışında Dan Brown, Hz. İbrahim’in kurban edilecek oğlunu İsmail olarak değil İshak olarak yazıyor.

Bu bıçak Masonik ritüellerde kullanılmıştır. Kutsal sayılır. Masonlar Akedah Bıçağı’na aralarına yeni kabul edilecek adaylar için düzenledikleri ilk derece kabul töreninde “Tanrı’ya sunulan en aziz hediye… Yüce varlığın istediklerine itaat ederek, ilk doğan oğlu İshak’ı adak olarak sunması…”nın bir gerekçesi olarak gördüklerinden saygı göstermektedirler.

Mal’akh kurban olarak -saf beyaz kuzu- kendini seçmiştir. Tin’ini hapseden teninden kurtulmayı, saf ve güçlü düşünceye ulaşmayı düşünmektedir.

Kayıp Sembol’ün tezi budur. Roman Brown’ın diğer kitaplarında olduğu gibi son sayfaya kadar kendini merakla okutacak bir biçimde akıp gider. Brown Kayıp Sembol’de kurbanı masonların kardeşliğe kabul ritüelleri sırasında kullandıkları bir simge olarak gösterir.

Bir romandan bir gerçek çıkabilir mi?

Dan Brown romanının önsözünden önce “Gerçekler” başlığı altında Kayıp Sembol’de yazdığı Formasonluk, İnvisible Collej, Güvenlik Ofisi, SMSC, Neotik Bilimler Enstitüsü de dahil olmak üzere bu romanda adı geçen bütün organizasyonların gerçekten mevcut olduklarını, bütün törenlerin, sanat eserleri ve anıtların gerçek olduğunu yazdığına göre böyle kabul etmemiz gerekir. Roman kurgu olabilir ama kurgunun kurgulanması sırasında kullanılan enstrümanlar gerçektir. Öyleyse Akedah Bıçağı ve kurban teması da bir gerçektir.

Tevrat bir İbrani kutsal kitabıdır. Mason olmak için İbrani kökenli olmaya gerek yok, bir Müslüman da, bir Hıristiyan da mason olabilir. Brown bunu kitabında da belirtiyor.

Şimdi sorumuza yanıt verebiliriz.

Kurban, Masonik bir İbrani ritüelidir.

 

 

Halit Payza Salı, 30 Mart 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz