anasayfa altTema Merdiven Erik Ağacı

Erik Ağacı

e-Posta Yazdır PDF

Çocuk, ahşap oymalarla süslü kapının önünde durup düşündü. Kaşları çatıldı. Kararsızca, avuçlarına doldurduğu eriklere baktı. Gözlerini kırpıştırdı. Ani bir hareketle, cılız dirseğini pirinç kapı kolunun üzerine koyup kapıyı açtı. Dirseği acıdı. Avucundan bir erik düştü. Kaygılı gözler, yuvarlanıp koltuğun altında kaybolan eriği takip etti.  Avucundakileri sıkıca karnına bastırdı.

Derin bir nefes alıp, aralık kapıdan başını içeri soktu. Duvarları çevreleyen kitaplarla dolu raflarda, masasında yazı yazan babasında, açık pencereden dışarı doğru savrularak uçuşan tül perdede, yerdeki rengi solmuş halıda dolaştırdı korkak bakışlarını. İçerisi çok sessizdi. Babası kilometrelerce uzağında gibiydi. Kaygı bütün beynini kapladı. Kalbi gümbürdeyerek çarparken, içeri adım attı. Ağır kapıyı yavaşça itti. Parmaklarının ucuna basarak masaya doğru yürürken, açık pencereden odaya dolan keskin yasemin kokusu,  tozlu kitapların kokusuyla karışıp midesini bulandırdı.

Babasının dev masanın önünde durdu. Avuçlarında zorlukla zapt ettiği erikleri aceleyle masanın üzerine bıraktı. Gözleri, kâğıtların üzerine saçılan irili ufaklı, parlak yeşil eriklerdeyken hemen birkaç adım geri çekildi.

Babası yazı yazmayı bıraktı. Kaşlarını çattı, gözlüklerinin üzerinden çocuğa baktı. Çocuk on yaşlarındaydı. Dağınık siyah saçlarının arasına sıkışmış birkaç erik yaprağı gördü adam. Gözlerini kısıp şortun altındaki zayıf kirli bacaklara, tozlu çoraplara baktı.  Oturduğu koltuğu gıcırdatarak arkasına yaslandı,  gözlüğünü çıkardı. Hızlı, gürültülü bir şekilde çocuğu alkışlamaya başladı.

Adam ellerini birbirine vurdukça, çocuk gözlerini kocaman açtı. Büyülenmiş gibi iri ellere bakarken, alkışların şiddeti arttı. Çocuk küçülerek minik bir cüceye dönüştü. Babası da bir deve. Oda tam ortasından gümbürdeyerek yarılmaya başladı. Önce soluk halı, sonra kitaplar dev bir girdap oluşturarak yarığa uçtular. Kitap rafları da girdaba kapılıp, yuvarlanırken baba çatık kaşlarının iyice kararttığı iğrenme dolu bir bakışla, alkışlamayı bıraktı. Kolunu ‘gel’ der gibi kaldırıp, bacakları titreyen çocuğu yanına çağırdı.

Adamın kolu çocuğun yanağına yapışan şiddetli bir tokatla aşağı inerken, çocuk dev yarığın içine yuvarlandı.

Yuvarlanırken erik ağacını gördü çocuk. Gövdesine dayalı çarpık merdiveni. Ağaçtaki guguk kuşu yuvasını. Yeşil yaprakların arasından mavi gökyüzünü, beyaz bulutları gördü. Gözlerini kapattı. Yapraklar binlerce yıldız oldu.

Birden gözlerini açtı. Gülümsedi. İnce parmaklarıyla ceplerine doldurduğu erikleri yokladı. Kalktı. Merdivene tırmanırken, başını kaldırıp titreşen yeşil yaprakların arasından mavi gökyüzüne, guguk kuşu yuvasına baktı.

Anne kuş yavrularını besliyordu.

 

Aynur Sakallıoğlu Pazartesi, 03 Ekim 2011 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262