anasayfa altTema Saç Krediyle Saç Teli

Krediyle Saç Teli

e-Posta Yazdır PDF

Krediyle, krediyle, krediyle… Gözlerini açtığında yatağını tam ortalayan pencerenin camında hareket eden bir kabartı gördü. Yataktan kalkıp gözbebeklerini pimapen cama odakladığında, sarı bir böceğin ayaklarını ovalarken yaydığı gizli titreşimler tıpkı bölüm şefinin sözleri gibi zihninde uğuldadı. “Müşteri her zaman haklıdır, deriz. Deriz ama o eski moda deyişin ömrü çoktan tükenmiştir. Müşteri haklı olsa ne yazar! Yapmanız gereken haklılığını hissettirerek sinsice ilerlemek, proaktif bir ısrarcılıkla karşınızdakinin kalkanlarını delerek onu uyuşturmak. Sizi dinlemeye başladığı an, zaferin başladığı andır. Kilit kelimemiz: Dinletmek!” Tavana baktı. Boyalar iyice kabarmış, tavandan damlayan su, leğenin üçte birini doldurmuştu. Camın dış yüzeyinde olan böceğin ters görünen gövdesi daireler çizerek tuhaf bir görüntü oluşturuyor, o sırada cep telefonunun alarmı çalmaya devam ediyordu. Krediyle, krediyle, krediyle… Leğendeki suyu çöp tenekesine boşaltıp tavandaki kabartının tam altına, yere koydu. Telefonu susturduktan sonra aynı melodiyi mırıldanarak banyoya yöneldi. Krediyle, krediyle, krediyle… Kâküllerini firkete ile tutuşturup saçını topuz yaptıktan sonra olduğu yerde pijamasını çıkardı, bacaklarından çıkan iki koca delik tartının yanında şekli bozulmadan kaldı. Saçını akşamdan yıkadığı için sabah banyosunda kazanacağı iki dakikalık vakitte doldurabileceği boşluğu düşünmek huzursuzluk hissetmesine sebep oldu. “Görüşmelerinizde en ufak bir boşluk sizin aleyhinize işleyecek, karşı tarafa kazandıracağınız bir geri dönüş hamlesi olacaktır. Seri, atak ve hazır cevap olmalı, karşınızdakine az düşünecek kadar vakit, çok düşünemeyecek kadar zaman vermelisiniz. Her tepki bir etki doğuracaktır, kelimelerinizi özenle seçmeye gayret ederken bir süre sonra bunu otomatik olarak yapma becerisi kazandığınızı göreceksiniz. Zamanı yöneten olmak için mücadele edeceksiniz! Kilit kelimemiz: Mücadele!” Vücudunu duş jeliyle iyice ovaladıktan sonra bedeninden akan suyla birlikte zihnini meşgul etme ihtimali olan tüm kirli düşünceleri akıttı. Krediyle krediyle krediyle… Duş kabininden dışarı parmak ucuyla adım attığında boşluk da daralmıştı. Akşamdan hazırladığı kıyafetlerini giyip, işyerindeki tuvalette yapacağı makyajı için malzemeleri ve sabah kahvaltısı olan elmasını geceden hazırladığı çantasının içine koydu, her şeyin tam olduğunu kontrol edip evden çıkmasıyla birlikte zamanın içinde hızla erimeye başladı.

“Bir satranç oyuncusu gibi hamleleri önceden düşünmelisiniz. Sakinliğinizi kaybetmemeli ama kıvraklığınızdan da ödün vermemelisiniz. Diyalogda hep bir adım önde olmayı hedefleyeceksiniz. Karşınızdakiyle eşitlenmeniz düşme anınızın başlangıcıdır. Denizdeki dalgaların ritmine ayak uydurur gibi bir geri bir ileri hareket edeceksiniz. Karşı taraf sözü alıp siz geri çekildiğinizde kendinizi salmayacak, denizanası gibi yayılma ve gevşeme isteğinize direneceksiniz! Kilit kelimemiz: Direnç!” Sokağın başındaki durakta beklerken otobüs gelmeden bitireceği elmayı belediyenin çöp bidonuna tam isabet ettirdikten sonra aracın içinde arka tarafa ilerlerken tüm gün duyacağı melodiyi içinden tekrarlayacak, ofis binasına yaklaşmasıyla melodinin ritmi kendiliğinden rayına oturacaktı: Krediyle krediyle krediyle…

Sabah toplantılarını asla kaçırmayacak, işe başlayalı yedi ay olmuş olmasına rağmen üç kez ayın elemanı seçilince sene sonunda takım lideri olma şansını yükseltecekti. Bu fırsatı elinden kaçırmazsa, alacağı cüzi miktardaki prim ile daha yeni bir eve çıkacak, kız kardeşinin okul masraflarına katkıda bulunacak, bilgisayar ekranından fırlayan yeni pencereler gibi aylardır kendini hatırlatan çantayı satın alacak, saçlarını kısa ve küt kestirip, her ay düzenli olarak uçlarını düzelttirme parası verebilir miyim endişesi duymayacak, gerekirse bir süreliğine çalışmayıp, kendi mizacına daha uygun bir iş aramak için gereken vakti bulacaktı.

“Satışçı akıllı bir böcek gibidir, kendini ezdirmez! Girişinde ‘satıcı ve pazarlamacılar giremez’ yazan apartmanları istila edeceksiniz! Her daire, bir hane, her hane bir sürü kredi! Dibine kadar gidecekseniz! Gün gelecek, gündelik yaşantınızda karşılaştığınız insanları aramanız gerekebilecek. Şahsi ilişkilerin misyonunuzu etkilemesine izin vermeyeceksiniz. Ofis saatlerinde kurumsal kimliğinizi benimseyeceksiniz. Zayıf olmayacaksınız! İnsanlarla iletişim kuracak ama duygu kelimesine itibar etmeyeceksiniz! En büyük düşmanınız odur! Sizin, bizim, bankamızın ve dolayısıyla dünyamızın en büyük düşmanı, evet! Duygu kelimesini görüyor musunuz? Bakın elime… İki parmağım arasında! İşte o kelime böyle basit bir şeydir, parmaklar birleşecek, aynen böyle, ne oldu? Yok oldu! Onu ezip yok edeceksiniz! Bu kadar basit! Siz, bankamızın böcekleri olarak bu kurumu sert kabuğunuz ve zayıf gözüken antenlerinizle ayakta tutup, karşı hattaki insanla aranızdaki camdan duvarı delerek onların düşüncelerine nüfuz edeceksiniz. Telefonu kapattırmayacaksınız! Karşınızdaki ne derse desin sinirlenmeyecekseniz, üzülmeyecekseniz, aşırı tepki vermekten kaçınacaksınız. Kendinizi kontrol etmek için gerekirse duygularınızı yok edecekseniz! Kilit Kelimemiz: Kontrol! Evet, şimdi enerjimizi depolarımızdan çıkaralım ve gün başlasın!!!”

İşe alındığı gün sadece çalışanlara özel ayarlanmış ve cep telefonlarına kaydedilen krediyle krediyle krediyle melodisini iş merkezinin her köşesinin arka fonunda duyacak, plazanın turnikesinden süzülerek geçebilen kahkahalı topuklulardan biri olamadığına, masasına oturduğunda gazete okuyacak ya da çaycıyla sohbet edecek vakti olmamasına hayıflanmayacaktı, çünkü vakit nakitti. Sigara molalarında, daire oluşturup aradıkları insanlara küfrederek deşarj olanları işitip konsantrasyonunun bozulmasına izin vermeyecek, tuvaletten çıkınca ellerini yıkarken aynaya bakmamaya özellikle özen gösterecekti. Telefonu açar açmaz ismini telaffuz ettiği her şahsın, insan değil de ad-soyad’dan oluşan bir kelime olduğunu düşünecek, karşısındakinin şaşkın ve tereddütlü onayının ardından nereden aradığını söyleyecekti.  Hattın diğer ucunda rahatlama ve sıkıntıyla karışık sönen balonun uçup gitmemesi için karşı tarafın söz almasına fırsat vermeden devam edecekti: “Bankamızın yeni konut kredisi olanakları hakkında bilgilendirme yapmak için biraz vaktinizi…”

“İlgilenmiyorum ben.”

“İlgilenmeme sebebinizi öğrenebilir miyim?”

“Aaa ilgilenmiyorum işte, size ne ilgilenmeme sebebimden???” ÇAT. Telefon suratına kapanacak, gün başlayacaktı.

“…Son olarak: Tüm bu söylediklerimi yapabilecek yeteneğiniz ve azminiz olduğunu biliyorum çünkü seçilerek işe alındınız! Ama sabretmeyi de öğreneceksiniz! Yarın sabah görüşmek üzere!”

Verdiği molalarla birlikte sekiz saat süren mesaisinin ardından geriye sarılmış bir filmin içine girmiş bedeni evine döndü. Kombiyi açtı, buzdolabında hafta sonundan kalan malzemelerle tek başına karnını doyururken gün içinde kapıldığı ritimden uzaklaşmaya başladığını hissetti. Tüm gün pek bir şey düşünmediğini, iç dünyasında neler olup bittiğinden habersiz olduğunu fark etti. Ne yapacağını bilemedi. Hayatı, duygu barındırmayan eylemlerden oluşan uzun bir metne dönüşmüştü. Her gece yaptığı gibi evi temizlemek, düzene sokmak istedi ama her şey yerli yerindeydi. Sadece, yatak odasının tavanından hâlâ pıt pıt su damlıyordu.

Aynanın karşısına geçti. Atkuyruğunu çözdükten sonra saçlarını elleriyle dağıttı. Rastgele bir tutamı diğerlerinden ayırıp iki parmağının arasına sıkışan ilk saç telini koparttı. Aaa ilgilenmiyorum işte, size ne ilgilenmeme sebebimden?? ÇAT

Bak hâlâ konuşmaya devam ediyor… ÇAT

Müsait değilim şu an, sonra arayın… ÇAT

Toplantıdayım hanımefendi, kusura bakmayın… ÇAT

Attığınız mesajlar yetmezmiş gibi bir de aramaya utanmıyor musunuz be kardeşim? ÇAT

Sizin yüzünüzden çocuk uyandı! İnsaf be! ÇAT

Yok güzelim, ilgilenmiyorum krediyle, sen verirsen başka ama… ÇAT

Bıkmadınız mı aramaktan, anlamıyorum ki. ÇAT

Ağzına sıçtığımın bankası… ÇAT

Sonra arayın, müsait değilim. ÇAT

Bir daha ararsanız dava edeceğim sizi, bu kaçıncı oldu! ÇAT

Bankanızın genel müdürüne bağlayın beni lütfen… Neden? İşinize gelmeyince bağlayamazsınız tabii! ÇAT

İlgilenmiyorum, teşekkür ederim. ÇAT

Alöö? Ne diyon be… ÇAT

Kayıt altındaysa kayıt altında, bana ne! ÇAT

Adamı dolandırmaktan başka işiniz yok mu sizin? ÇAT

Yaa tabii, biz de yedik… ÇAT

Sevmiyorum sizin bankayı… ÇAT

Alo? Feyza kızım sen misin? Hiç duymuyor bu kulaklarım artık, ev telefonundan arayıver. ÇAT

Size ne be? ÇAT

Başka bankam var benim. ÇAT

Niye yanlış anlamışım? Aptal mıyım ben? ÇAT

Yok kardeşim, daha yeni aldım kredi, donuma kadar borca battım… ÇAT

Anladım, anladım, ilgilenmiyorum, iyi günler. ÇAT

Çok hızlı konuşuyorsunuz, şimdi benim kendi evim ne zaman olur? Ne? ÇAT

Nereden buluyorsunuz siz benim telefonumu? ÇAT

Evet benimle görüşüyorsunuz ama ilgilenmiyorum. ÇAT

İşiniz gücünüz yok mu sizin? ÇAT

Reklamda öyle demiyordu ama… ÇAT

Alooo … Anneee... ding ding… Diiiiiiiiiit. Dit. Dit. Alooo… ÇAT

Kredi işleriyle muhasebecimiz ilgileniyor, onu arayın, iyi çalışmalar. ÇAT

Bakın hanımefendi, niye ısrar ediyorsunuz? … Hâlâ devam ediyorsunuz, makine misiniz? ÇAT

Her gece kopardığı saç tellerini attığı tuvaletin içinde en dibe yayılmak, çektiği sifonla birlikte yok olmak istiyordu. Leğenin içindeki suyu boşalttı. Banyoya girdi. Saçlarını uzun uzun şampuanladı. Banyodan çıktı. Cep telefonunun alarmını kurdu. Saçlarını kurutmadan yatağa uzanıp başucu lambasını söndürdü. Ödediği faizlerin kredisini bir gün alabilmek umuduyla gözlerini kapadı. Krediyle krediyle krediyle melodisini duymasına tam sekiz saat kalmıştı.

 

Aylin Sökmen Pazar, 20 Aralık 2009 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz