anasayfa altTema Silah Suikast Kulübü

Suikast Kulübü

e-Posta Yazdır PDF

I.

Picture1

“Ölmek isteyen ama bunu kendi başına yapacak cesareti olmayan kişi Suikast Kulübü’ne üye olur...”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

 

En sonunda Suikast Kulübü’ne katıldım. Beynimin biri diğerine benzemeyen kıvrımlarında, şehrin biri diğerine benzemeyen sokaklarında bir çıkış yolu arayarak dolaşıyordum aylardır. Yürüyüşlerim sırasında, arada bir kulüp binasının önünden geçtiğim olurdu. Önceleri adımlarımı sıklaştırır, bu uğursuz yerden bir an evvel uzaklaştırmak isterdim. Zamanla buradan geçerken adımlarım ağırlaşmaya başladı. Kendime itiraf etmeye korktuğum birşey beni buraya çekiyordu. Son haftalarda sık sık kulübün önünden yavaşlayarak geçiyor, hatta bazen içeri şöyle bir göz atma cesaretini bile buluyordum. Ve bugün, günler süren kararsızlığın ve gelgitlerin sonunda binaya girdim. Bunca vakittir beni içten içe kemiren, kanatan herşey içeri adım atmamla kayboldu. Kapının tetiğini çektiğim andan itibaren herşey öyle geri dönüşsüz, öyle kolaydı ki…

Takım elbiseli bir görevli beni nazikçe bekleme odasına aldı. Deri koltuklardan birine oturdum, etrafı inceledim. Oda oldukça aydınlık ve ferahtı. Gökmavisi duvarlarından huzur sızıyordu adeta. Tam karşımda Suikast Kulübü’nün tüm tanıtımlarında kullanılan slogan parlak harflerle yazılıydı: “İşinizi görürüz. Sizin yerinize. Sizin kadar özenle.” Masanın üzerinde dergileri karıştırdım. Hepsi oldukça eskiydi. Binlerce kez okundukları yıpranmış sayfalarından belli oluyordu. Belki de hiçbir müşteri bu salonda ikinci bir sefer daha bekleyemeyeceği için yeni dergi almıyorlardı, kimbilir.

Kısa bir müddet sonra aynı adam beni küçük bir stüdyoya aldı. Karşıdan ve profilden fotoğrafımı çektikten sonra 7 numaralı odaya götürdü. Orada, büyüleyici güzellikteki genç bir kadın karşıladı beni. Üzerindeki beyaz elbise gözlerimi kamaştırıyordu. Bana kulübün amacını anlattı önce, ardından da kurallardan ve yöntemlerinden bahsetti. Onu dinlerken gevşediğimi, huzur bulduğumu hissettim. Ağzından çıkan her söz kutsanmıştı sanki. Bir form doldurdum. Sonra, bütün kuralları dikkatle dinlediğim ve kabul ettiğime; ve kararımı hiçbir baskı veya etki altında kalmadan, kendi hür iradem ve isteğim dahilinde verdiğime dair bir kağıt imzaladım. Parayı ödedim. Kadın gülümseyerek “Hepsi bu kadar.” dedi, “Size en kısa zamanda bir kiralık katil ayarlayacağız.”.  O kadar sakin, o kadar doğaldı ki bir an buzdolabı satın alıyorum sandım. Tokalaştık. Eli çok hafif, çok yumuşaktı.  Tüyden yapılmıştı sanki.

 

II.

 

 

Picture2

 

“…Yeni üye için bir kiralık katil görevlendirilir…”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

Yeni üyenin dosyasını getirdiler. Bütün üyeler birbirlerine benzerler. O yüzden daha dosyayı açmadan neyle karşılacağımı biliyorum: yorgun, bitik bir adam. O kadar bitmiş ki kendini öldürmeye bile gücü kalmamış. Bir hayalet.

Kırmızı kapağı çevirip fotoğraflarını görünce yanılmadığımı anlıyorum. Kırklarında kumral biri. Yüzü solgun. Uzun süredir traş olmamış, sakallı. Seyrek saçları dağınık, biraz da yağlı. Alnı kırış kırış, kaygıdan. Dudakları kuru. Gülümsemiyor. Kilo vermiş besbelli. Avurtları çökmeye başlamış, adem elması iyice belirginleşmiş. İpince bir boynu var, dokunsan kırılacak. Göz altları torba torba, mosmor. Çoktandır doğru dürüst uyumuyor olmalı. Ela gözleri yuvalarına gömülmüşler, yerleşmişler iyice. İçeri kaçmak istiyor gibiler. Dışarıda görecek birşey kalmamış çünkü. Ölü köpek bakışı derler ya, işte öyle bakıyor adam. Feri kaçmış gözlerinin. Resime bakan biri rahatlıkla bu adamın zaten ölü olduğunu söyleyebilir. Bu nedenle bazıları işimin kolay olduğunu, ruhunu teslim etmiş birinin bedeninin de fazla direnmeyeceğini iddia ederler. Ne büyük bir yanılgı.


III.

Picture3

“…daha uyanık, daha dinç, yaşamla daha dolu olurlar- sanki yeni bir anlayışla değişmişlerdir…”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

Ertesi gün karlı bir sabaha uyandığımda, “Ölmek için fazlasıyla güzel bir gün” diye düşündüm. Uzun uzun yıkandım, traş oldum. Saçlarımı taradım. Hazırladığım mükellef kahvaltıyı olağandışı bir iştahla mideye indirdim. Radyoda eski bir şarkı çalmaya başladı. Lise yıllarımdan. Bir yandan şarkıya bağıra bağıra eşlik ettim, bir yandan da dans ettim.

Öğlen dışarı çıktım. Soğuk havayı yüzüme yiyince ürperdim. Hoşuma gitti. Yürüyordum. Artık sorunlarımı evirip çevirmek için değil, sadece yürümek için yürüyordum. Adımlarım hafifleşmişti. Çoktandır ilk defa içime değil, etrafıma bakıyordum. Bir anne-kız geçti yanımdan, sonra bastonla zor yürüyen bir ihtiyar. İki sokak köpeği koklaşıyordu. Beni görünce havladılar. Dört tane kardan adam gördüm. Bir tanesi erimeye başlamıştı bile, birkaç saat içinde yok olup gitmeye mahkumdu. Boğazım düğümlendi.

Akşam yemeğini dışarıda yedim. Ardından da sinema. İkisini de yapmayalı yıllar olmuştu. Eve geldiğimde pestilim çıkmıştı. Okumayı hep bir bahane bulup ertelediğim kitaplardan birine başladım. Anna Blume'dan “Son Şeyler” Koltukta uyuyakalmışım.

IV.

Picture4

“…Suikast Kulübü’ne bir kez üye olduktan sonra ayrılmanıza izin yoktur…”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

Deniz kenarında yosun kokulu bir banka oturmuş, geçen gemileri huzur içinde seyrederken aniden bir “horoz” sesi duyar gibi oluyordum, gözlerimi kapıyordum sıkı sıkı, bekliyordum, daha ben tetiğin çekildiğini işitmeden kurşunun beynimin bir tarafından girip diğerinden çıkmış olacağını düşünüyordum, bekliyordum ama hiçbirşey olmuyordu. Güzel bir yürüyüşün veya heyecanlı bir filmin ortasında bir bıçağın kınından çıkarılışını, ya da bir telin iki el arasında gerilmesiyle oluşan metalik sesi duyuyordum; işte o zamanlar kalbim  çaresizce çırpınmaya başlıyordu, hala canlı olduğunu kanıtlamak için belki. Böyle günlerde bütün keyfim kaçardı. Sıkıntı ağır bir taş olup göğsüm otururdu sanki. Korku aç bir sıçan olup içten içe yerdi beni.

En sonunda sanrılar öyle sık, öyle şiddetli olmaya başladı ki huzur içinde hiçbirşey yapamaz hale geldim. Kulübe bir kez katıldıktan sonra ayrılmanın mümkün olmadığını üstüne basa basa defalarca söylemişlerdi. Gidip kaydımı sildirmeyi denemedim bile. Tek çarem kalmıştı. Son bir kez sokağa çıkıp kendime bir aylık erzak ve bir tabanca aldıktan sonra eve kapandım. Dışarıda, her köşebaşında bir pusu, her adımda bir tehlike gizli olabilirdi. Oysa evimde kendi bölgemdeydim. Biraz olsun güvende. Kapıya üç kilit vurmuş, arkasını masa ve sandalyelerle desteklemiştim. Pencereleri, kütüphanemi kırarak elde ettiğim tahta parçalarıyla kapatmıştım. Ölmek istemiyordum. Bir köşeye sinmiş, elimde silah, alnımda ecel terleri, katilimi bekliyordum.

V.

Picture5

“…Öte yandan, eğer kiralık katilinizi öldürmeyi başarırsanız, yükümlülüklerinizden kurtulur-ve, eğer isterseniz, bir kiralık katil olarak çalışabilirsiniz…”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

Bir üyenin işini asla ilk hafta görmem. Bilirim ki kulübe kayıt olduktan sonraki ilk hafta insanın hayatındaki en güzel günlerdir. Ölümle balayı. Herşey yeni ve büyüleyici gözükür, kanıksadığı dünya çok daha farklı bir şekilde serilir önüne. Üye, anlık yaşamayı öğrenir. Kendine çeki düzen verir. Tekrar renk gelir yüzüne. Bir zamanlar damarlarından çekilmiş olan kan oluk oluk akmaya başlar. Gözlerinden yaşam fışkırır adeta. Gün gelip onunla yüzleştiğinizde karşınızda güçlü, yaşamaya kararlı, ölmemek için öldürmeye hazır bir adam vardır. O kadar değişmiştir ki, fotoğraftaki adamla karşınızdakinin aynı kişi olduğundan şüphe duyarsınız. Bir insan bu kadar değişebilir mi? Böyle anlarda yıllardır iç cebimde taşıdığım fotoğrafı aklıma getiririm: Yorgun, bitik bir adam. Yüzü solgun. Avurtları çökmüş. Ölü köpek gözleri var. Bu fotoğrafa belki binlerce kez bakmışımdır, ama her seferinde sanki ilk kez görüyormuşcasına onu tanımakta zorluk çekerim. Bir insan kendine bu kadar yabancılaşabilir mi?

 

Engin Türkgeldi Cumartesi, 27 Şubat 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam