“Uzat kolları!”
Çocuklar uzattı.
“Konuşmayın artık. Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“ Kaynaşma! Hazrol denince artık kaynaşılmaz!”
Çocuklar kaynaşmadı.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“İp gibi sıra istiyorum! İp gibi!”
Çocuklar ip gibi oldu.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Evladım! Dördüncü sınıflar! Konuşmasanıza çocuğum!”
Dördüncü sınıflar sustu.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Günaydın!”
“Sağol!” dedi çocuklar.
“ Olmadı. Daha gür! Günaydın!”
“Sağol!” dedi çocuklar daha gür bir şekilde.
“Aferim. Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
“Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
Müdür yanında dikilmekte olan ufaklığı kürsüye çağırdı. Mikrofonun başına geçirdi. “Günaydın arkadaşlar” ile başlayıp “İyi dersler arkadaşlar” ile biten andımızı okuttu arkadaşlarına minik öğrenci. Çocuk yerine geçti.
“ Rahat!”
Çocuklar rahata geçti.
“ Hazrol!”
Çocuklar hazır ola geçti.
Çocuklar yıllarca rahatsız müdürün emriyle rahat ve hazır ola geçip durdu. Bunu neden yaptıklarını kendilerine hiç sormadılar.
Yıllar sonra içlerinden bazıları öğretmen oldu; öğretmenlerin içinden bazıları ise müdür. Sıraya girdikleri zaman neden 'rahat' ve 'hazır ol'a geçtiklerini sormadıkları gibi sıraya giren öğrencileri neden 'rahat' ve 'hazır ol'a geçirttiklerini de sormadılar.






