…06 Ankara…

Olacağı buydu. Bir daha gitmeyeceğim devlet dairesine dedim Zafer’e, ne zaman gitsem başım dönmeye başlıyor, midemden bulantı yükseliyor, bir şey olmaz diye diye gittim, en sonunda bayıldım. Al benim kimliğimi sen git diyorum, ne fark eder, ben olmayıvereyim, zaten gittiğimde ben olmuyorum ki orada, hayalet gibi yürürken bir bakmışım ben yokum! Yazık Zafer de sevindiydi son zamanlarda titremelerim azaldı, gelişme kaydediyoruz, şimdi korkacak buna yine bir haller olmaya başladı diye, söyledim de, kızıyor musun diyorum, saçmalama ben seni seviyorum diyor. Ben de onu seviyorum, istiyorum ama olmuyor, yapamıyoruz. Çok yaygın dedi doktor, endişelenmeyin, tedavisi var, önemli olan çiftin arzusu, şefkat ve istek, biraz da sabır, düzelecek. Nasıl yaygın dedi Zafer, gözleri faltaşı gibi açıldı, ne yalan söyleyeyim, ben de şaşırdım. İlk defa işittim, öyle şey nasıl olur, duvar gibi, bir anda taş kesiliyor. Size anlattığım şekilde kasları sıkma-gevşetme egzersizlerini aksatmadan uygulayın; evde, otobüste, işte her yerde yapabilirsiniz, yeter ki isteyin. Eşe de büyük görev düşer, zorlamadan yavaş yavaş, aceleye getirmeyin, cinsel birleşme hemen olmasa da olur, küçük oyunlar yapın aranızda. Zafer kafasını öne eğdi, tabii ki tabii ki deyip durdu. Utandım, sıkıldım, anladım doktor bey, dedim, en nihayetinde ben de öğretmenim. Bir bu bela eksikti başımda, allahtan Zafer bana iyi davranıyor, bak ne üzülüyorsun bizim memlekette yaygınmış diyor, ama ne kadar sabredecek, eder mi bilemiyorum ki, en sonunda dayanamadım anlattım Elif’e, önce sustu, sonra kızardı, kafasını eğip elleriyle kulaklarını kapadı, valla bizde de vardı aynı sorun ama geçti, bak ben kimseye söylemedim, ilk defa sana söylüyorum ona göre, dedi. Demek doktorun dediği doğruymuş, tevekkelli değil daha evvel hiç duymamışız, en yakın arkadaşım bile benden saklıyormuş…
…45 Manisa…

- Dur kızım hele, ne bu heyecan... İkimiz kaldık hem, dinle bak.. Dün teneffüste kiminki daha uzağa gidiyor diye tükürük yarışı yaparken hocaya yakalanmışlar, sizin gibi genç kızlara yakışıyor mu diye iteklemiş bunları, sonra ders başlayınca da sınıfa almamış. Bizimki de sikerim ben böyle okulu demiş, çıkmış Merter’lere gitmiş.
- Hadi be!
- Ne güzel ya, ama sonra Merter’in anasının erken döneceği tutmuş pazardan, avludan kaçarken görmüş bizimkini, orospuuu diye kocaman bir taş fırlatmış arkasından, kafasını gösterdi, nah bu kadar şişmiş, neyse ki saçlarından gözükmüyor.
- O yüzden mi gelmiyor bizimle?
- Ne bileyim, kendi bilir, kız yemesene o güzelim tırnaklarını, sonra kimse bakmayacak sana.
- Bakmasınlar zaten, istemiyorum ben.
- Diyorum sana, böyle adam olamayacaksın, dur, atma o sigarayı, bak ne göstereceğim, bak şimdi avucuma, bak böyle, hafif dokunduracaksın, sakın bastırma yara olur, böyle de acıyor ama sonra alışıyorsun, zaten…
- Kafayı mı yedin ya ne yaptın? Ya görürlerse, ne bu derlerse?
- Görmezler, görseler de bir şey olmaz, kına izi derim.
- Kimmiş peki bu adamlar?
- Yurtta kalan bir Elif vardı ya, sonra okulu bıraktı Ankara’ya gelin gitti, ablası da kendini asmıştı hani, onların uzaktan akrabasıymış bir yerlerden, diğerini tanımıyorum.
- Neden asmıştı ya onun ablası kendini?
- Bilmem ki, kimseye bir şey dememiş…
…56 Siirt…

Ekmek kuran çarpsın, iki gözüm önüme aksın, hiçbir şey hatırlamıyorum. Ablama sorsanıza, onun biriktirdiği çubuk krakerler benimkinden fazla…




