anasayfa altYaşam Kitap Yazmak Öğretilebilir Mi?

Yazmak Öğretilebilir Mi?

e-Posta Yazdır PDF

6 KASIM 2010 ALTZİNE KOLEKTİF METİN OLUŞTURMA ATÖLYESİ ve SANATSAL YAZMANIN ÖĞRETİLEBİLİRLİĞİ

                                                                                                        

Sisli bir cumartesi günü Depo İstanbul’da grizine’in öncülüğünde altZine’in düzenlediği bir kolektif metin oluşturma atölyesi gerçekleştirildi. Aylin Sökmen, Cem Uçan ve Hande Ortaç Aksoy’un tasarladığı atölye çalışmasının amacı atölyeye katılanların hep birlikte bir kurgu üretmeleriydi.  Tasvirciler, diyalogcular ve kurgucular olarak üç gruba ayrılan katılımcılar, atölye çalışmasının sonunda bir kurguya ulaşmak derdine düşüp arı gibi çalıştılar.

 

atolye_1

Bu üç değişkenli kurgu etkinliğinin dışında iki yazma etkinliği daha uygulandı. İlk etkinlik “chat odası” etkinliğiydi. İki kişinin, önceden belirlenmiş kimlik özelliklerini kullanarak internet üzerinden doğaçlama bir sohbet yaratmaları sağlandı. Sohbet sürecindeki yazışmalar, izleyicilere/okurlara anında yansıtıldı. Yazının anlık üretimi ve sergilenmesi katılımcıları epey eğlendirdi. 

atolye_2

Üçüncü etkinlik, katılımcıların kendilerine dinletilen müzikler eşliğinde doğaçlama yazılar yazmalarıyla oluşturuldu. Tüm etkinliklerden de anlaşılacağı gibi altZine’in düzenlediği kolektif metin oluşturma atölyesi, yazının oyunla ilişkisini vurgulayan bir etkinlik oldu. Bambaşka yaşantılardan gelen insanlar aynı ortamda birlikte düşünerek ve tasarlayarak yazı yazma oyunu oynadılar.   

atolye_3

Altzine kolektif metin oluşturma atölye çalışmasının kapsamı bize şu soruyu sordurtabilir:

“Sanatsal yazmak öğretilebilir mi?”

Akademik çevrelerde bu soruya henüz yüksek sesle yanıt verilemiyor. Şimdilik yazma öğretiminden anlaşılması istenen, kişiye duygu ve düşüncelerini etkili biçimde aktarabilme becerisi edindirmek... Oysa bu anlayış olsa olsa dilin günlük/kullanmalık işlevlerinin öğretimine ilişkin bir beklentiyi karşılar.

Sanatsal yazmanın öğretilemezliğinin büyük ölçüde benimseniyor oluşunun nedeni, edebiyat tarihinde gözlenen bazı gerçekler olabilir mi? Örneğin, dünyanın önde gelen sayısız yazarı edebiyat yapıtı oluşturmak için yazma eğitimi almamışlardır. Dostoyevski, Çehov, Balzac, Kafka gibi yazarların kendilerine özgü yazma ölçütleri bulunmaktadır, onlar kimsenin yönlendirmelerine gereksinme duymamışlardır. Peki, öyle midirler gerçekten? Elimizde tüm bu yazarların yazma becerilerini nasıl elde etiklerine ilişkin belgeler bulunmadığı sürece sanatsal yazmanın öğretilemezliği düşüncesine onay vermeli ve şu sözleri mi söylemeliyiz: O yazarlar birer dâhiydi. Onların olağanüstü ilham kaynakları vardı… Bu sözlerden edebiyatın gerçeküstü güçlere yaslandığı anlamı çıkmaz mı?

Türk edebiyatı tarihinde kendinden mülhem olma durumunu yadsıyan sayısız örneğe rastlarız. Örneğin Tevfik Fikret lise yıllarında Recaizade Mahmut Ekrem’den edebiyat dersleri almıştır ve genç yaşta yazmaya edebiyat hocasının yönlendirmeleriyle başlamıştır. Recaizade Mahmut Ekrem’i ise Şinasiler, Namık Kemaller, Ahmet Mithat Efendiler yetiştirir. Daha yakın bir döneme gelirsek Türk edebiyatının en büyük romanı olarak tanımlanan Huzur’un yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal Beyatlı’nın öğrencisidir. Orhan Kemal’i keşfeden Nazım Hikmet, koğuş arkadaşına sanatsal yazmanın inceliklerini öğretir. Yetenekli genç yazarlara destek vermenin yanı sıra geleceğin yazarlarına yol göstermek isteyen yazarların sayısı da az değildir. Örneğin Calvino, Amerika Dersleri başlığı altında toplanan “Gelecek Binyıl İçin Altı Öneri” adlı altı konferanslarını sanatsal yazmaya hevesli insanlar için hazırladı. Barthes, Eco gibi yazarlar okumanın ve yazmanın inceliklerinden söz ederek nitelikli okur ya da yazar olmak isteyen insanlara ışık tutmak istediler.

Öyleyse sorumuzu yineleyelim: “Sanatsal yazmak öğretilebilir mi?”

Evet, öğretilebilir. Yazmayı öğrenmek isteyen kişi kendisine bunun nasıl yapılacağını öğretebilecek bir yazarın eğitimine katılmayı deneyebilir. Yazar adayı, iyi bir okuma kültürü edinmeye gönüllüyse, yazmak üzerine özenli ve düzenli bir çabaya girişmişse yıllar içinde dili iyi kullanan bir yazara dönüşebilir. Akıldan çıkarılmaması gereken bir ilke vardır yalnız, her sanat gibi edebiyat da yetenek gerektirir. Halk hikayelerimizde “saz şairi olma rüyası” söz konusu olsa da rüyasında roman yazmayı öğrendiğini savlayan bir yazar henüz çıkmamıştır. “Edebiyat bir sanat dalıdır. Dolayısıyla ‘Yaratıcı Yazarlık’ eğitimi de bir sanat eğitimidir. Resim, yontu, müzik gibi sanat dalları nasıl öğretilebiliyorsa yazma sanatı da öğretilebilir olmalıdır (Gülsoy, 1009: 17)”.[1] Eğitim alınmasına karşın yazma konusunda kişinin yeteneği yoksa onun için yapılabilecek pek bir şey yoktur. Mencken, sıkıcı konu yoktur, sıkıcı yazarlar vardır, der. Bu gerçek yine de sanatsal yazma eğitiminin gereksizliğine işaret etmez. Sanatsal yazma eğitimi alan kişi, aldığı bu eğitim sonrasında hiç olmazsa yazı diline ilişkin daha donanımlı daha özenli daha duyarlı bir konuma erişecektir.

Edebiyatın kutsallığına olan inanç ve edebiyat yapıtlarının gökten zembille inen bir ilhamla oluşturulduğu düşüncesi artık geçerliğini yitirmiştir. İyi bir yazar olabilmek için bir ön koşul olmasa da önceki yüzyıllarda sanatsal yazma becerisini okuyarak ya da bir yazı ustasından ipuçları elde ederek öğrenen yazarların yerini artık usta yazarların önderliğinde yürütülen dizgeli sanatsal yazma eğitimlerine katılan yazarlar almaktadır. Bu doğrultuda dünyada ve ülkemizde çok sayıda yazar, kendi deneyimlerini yazar adaylarına aktarmak üzere okullar açmakta, süreli eğitimler vermektedirler. Dahası bazı ülkelerde üniversitelerde sanatsal yazma eğitimi vermek üzere kürsüler açılmaktadır. Ülkemizde henüz değeri ve niteliği tam olarak anlaşılmayan, tartışılmayan sanatsal yazma eğitiminin önünde uzun ve zorlu bir yol var.

Tüm sanat eğitimi süreçleri gibi sanatsal yazma eğitimi süreci de kendi içinde bazı zorluklar taşır ancak bu eğitim süreci de sanatın doğal yapısından kaynaklanan neşeli, yaratıcı, üretken bir süreçtir. Böylesine neşeli, yaratıcı, üretken bir atölye çalışması tasarladığı için altZine’i tebrik ediyor ve altZine yayın kurulu üyelerinden yeni atölye çalışmaları tasarlamalarını içtenlikle ve sabırsızlıkla bekliyoruz. 

 



[1] Gülsoy; Murat (2009) Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık. İstanbul: Can Yayınları.

 

Tuğba Çelik Özer Cuma, 05 Şubat 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam