anasayfa altYaşam Resim Ayşe Mesude Kumbasar'dan Bir Âdem ve Havva Öyküsü

Ayşe Mesude Kumbasar'dan Bir Âdem ve Havva Öyküsü

e-Posta Yazdır PDF

1958 yılı Eylül’ünde Ankara'da doğdu. Tek çocuk. "Aman tek çocuk, şımarmasın" diye engellenip bastırıldığını söylüyor. Bu yüzden “cici bir kız” olarak büyüdü, akıllı uslu, çalışkan olarak bilindi. Aslında utangaç bir çocukluğu oldu. Ankara Kız Lisesi'ni bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde okudu. Doğrudan herhangi bir grup veya örgüt içinde yer almamakla birlikte hep sola sempati duyan biri oldu. İstanbul'da küçük bir boya fabrikasında mühendis olarak işe başladı. Boyalarla tanışması bu döneme ilişkindir. Sonra boyalar yaşamı olacaktı, tuval üzerinde. Hoşnut değildi. Bir bilgisayar firmasında bilişim dünyasına adım atmayı denedi. Evlendi; biri erkek diğeri kız, iki çocukları oldu. Resme ilgi duyuyordu. 1993-1994 yıllarında 4 ve 7 yaşlarında iki çocuk, elinde resim dosyaları kursa taşınıp durdu. Erken emekli oldu. İş arkadaşlarına veda ederken Pazartesi günü bir resim atölyesindeydi. Sanat Durağı adlı atölyede Burhan Yıldırım'ın öğrencisiydi. Hocası için "canı sıkılan, iki-üç resim yapıp hem egosun tatmin edecek hem vaktini değerlendirecek ev kadınları muamelesi” yapmadığını söylüyor. Dört yıllık bu atölyede sabırla resim yapmayı öğrenecektir. Resmin klasik döneminde olduğu gibi, usta çırak ilişkisi ile öğrenileceğine inanıyor. Üç boyutlu çalışmaya ve çamura da merak saracaktı. Asuman İnan'ın sahibi olduğu Çamurhane’de bir buçuk sene çamur yoğurdu, seramik yaptı. Resim çalışmalarımı ise evde atölyeye dönüştürdüğüm bir odada sürdürdü. Kuşadası Düşünce ve Sanat Derneği'nde üye ardından Dernek başkanı oldu.

Burhan Yıldırım'ın resim yapmasında önemli bir yeri var. Ancak öğretmenlerden önce de öğrencinin başka öğretmenleri vardır. İzlediği bir ressam, onun gibi resim yapmayı ne kadar çok istediği; Bu Van Gogh da olabilir, Da Vinci de... Ayşe Mesude Kumbasar, evinde Van Gogh'un iris çiçeklerine ait iki reprodüksiyonunun asılı olduğunu anımsıyor. Resim çalışmaya başladığında ise yaptığı ilk kopya Modigliani'ye ait. Resimlerindeki geniş renk lekelerini, insanlarındaki zarif hüznü pek beğenmiş. Daha sonra ise büyük bir Matisse hayranlığı geliştirecektir, o çılgın renkleri, özgür desenleri büyüleyici bulacaktır. Bir süre Matisse etkisinde resimler yaptı. Bu resimler acemilik dönemi olmasına rağmen hâlâ en beğenilen resimleri arasında sayar. Daha sonra resim yapmanın bu kadar kolay olmaması gerektiğini düşünmeye başlar. İlk iş olarak resimlerinde rengi azaltmaya karar verir. Resimleri turkuaz ve magenta’nın çeşitli tonlarından oluşmaya başlar. Bu dönemde Picasso'nun yalın desenlerine olan hayranlığı, küçük boyutlu ancak tek bir çizgi, tek bir hareketle oluşturulan basit desenlere sahip resimler üretmesine yol açar. 3 boyut, objelerde hacim arayışına girer. Aynı zamanda tuval üzerinde yaratılan dokular da çok hoşuna gitmektedir. Bir süre de bu tarz resimler yaparak kendini sınar. Bu döneme ilişkin hayranlık duyduğu ressamlar Gauguin, Van Gogh, Derrain gibi isimlerdir. Bu arayışların arasında ise "stress tuvallerim" adını verdiği, rastgele renk ve fırça vuruşlarından oluşan resimler yapar. Bu arayışların sonucunda içinden gelen resmin renkli, düz, geniş renk alanlarına sahip resimler olduğunu fark eder. Bir Gauguin, bir Van Gogh olabilmeyi ister. Etkilendiği ressamlar arasında Henri Rousseau, Georgia O'Keffe'yi de sayar. Rousseau'nun yeşilleri, gerçek gibi görünen ama gerçek olmaktan uzak, düş dünyasına ait bitkileri, rahat ve özgür resmetmesi; O'Keffe'nin ise objelere çok yakından yaparak yaptığı soyutlamalar, renk kullanımlarından etkilenir.

Böyle bir etki altında kaldığını duyumsadığında, o resimlerin kendisini değil onları yansıttığını fark ettiğinde yok eder. Yine de bunların resmini zenginleştirdiğini düşünmektedir.

En çok insanlardan etkilendiğini görür. Güzel bir günbatımı ya da yemyeşil bir orman yapmak hiç içinden gelmez nedense. Grafiksel bakışlar, yumuşak soyutlamalar içinde figür resmi daha mutlu olduğu bir resimdir. 2010 yılı sonlarından itibaren insana olan düşkünlüğü portrelere yönelmesine neden olur.

Standart özgeçmişimden sergilerim bölümünü aşağıya kopyaladım, karma sergilerden en önemli olan iki sergiyi ise koyu renk ile belirttim.

Resimlerinden en çok sevdiklerini sorarsanız,  (80x100 cm) bir Âdem-Havva hikâyesi diğeri  (100x160 cm) olan "kızlar" olduğunu, ama bütün resimlerini sevdiğini söyleyecektir. Bu ikincisi henüz gerçek ismini almamıştır. Şimdilik öyledir. Bir arkadaşının bir fotoğrafından yola çıkarak yaptığı bir çalışmadır. Resimde kızların oyuncu mahcubiyetlerinden etkilenmiştir. Buna bir de (100x100 cm)’lik bir üçüncü resmi ekleyebiliriz. Kadınla erkeğin karşılaştığı, gitmekle kalmak arasında tedirgin kaldığı büyülü bir an’ı…

ademhavva

Resim böyledir işte. Gitmekle kalmak arasındasınızdır, Araf'ta.

ayse_kumbasar_-_encounter_-__acrylic_on_canvas_-_100x100cm2

 

 

Halit Payza Salı, 30 Mart 2010 tarihinden beri altZine'dedir.



Yazarın altZine'deki diğer işleri için tıklayın:

altZine'de Gelecek Tema!

altZine'de bir sonraki tema: "Diş". Diş temalı çalışmalarınızı 30 Mayıs 2012 tarihine kadar tema@altzine.net adresine gönderebilirsiniz: altTema

gelecek_tema_metamorfoz


takip edin: 1061260918 677166248 rss
177180262
British Council Türkiye: Genç Yaratıcı Girişimciler için Dijital Yayıncılık Semineri ve Eğitimi
Reklam
altKitap için tıklayın
Reklam
fmag bilgi için tıklayın
Reklam